25 Aralık 2013 Çarşamba

Aslı Erdoğan - Kabuk Adam || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Kabuk Adam
Yazar: Aslı Erdoğan
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 140
Basım Yılı: Mitos Yayıncılık ilk baskısı 1994 / EVRST 2006
Yayınevi: Everest Yayınları
Tür: Romantik, Kurgu





Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın sayılan Aslı Erdoğan'ın yayımlandığı günden bugüne değerini ve yerini hiç kaybetmemiş ilk romanı: Kabuk Adam. Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da yeni bir yazarın doğuşuna tanıklık eden bir kitap. Şık olmakla cinayet işlemek arasındaki o çok ince çizginin öyküsü.
"Size Kabuk Adamın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."
(Tanıtım Bülteninden)

Daha önce bir Aslı Erdoğan kitabı almama rağmen henüz okumamıştım rafta bekleyen arasında kalmıştı Bir Delinin Güncesi. Oysa instagram da severek takip ettiğim ve kitap önerilerine değer verdiğim biri Kabuk Adam'dan öyle övgü ile bahsedince okumalıyım diye düşündüm. Ve o hafta aldım.
Dikkat ile uyarıyorum; eğer bir işiniz var da şöyle ilk sayfasına bir bakayım nasılmış sonra işe dönerim deyip de sakın ama sakın okumaya başlamayın!  Çünkü; kitap daha ilk cümleden, ilk paragraftan insanı içine çekiyor. Uyku tutmuyor okuyayım da biraz mayışırım diye başladığım kitap uykusuzluğumun adı oldu çıktı.
Okumayan kaldı mı bilmiyorum, okuyanlar bilir ki Kabuk Adam, Aslı Erdoğan'ın ilk kitabı. İnsan kitabı bitirdiğinde düşünmeden edemiyor. Bu nasıl ilk eser olabilir diye? Hiç mi amatörlük olmaz hiç mi insan anlamaz. Gayet güzel her şeyin yerinde olduğu bir kitaptı.
Şunu söylemeliyim ki bu kitapla beraber kitap kalınlığının kitabı iyi yada kötü yapmadığını bir kere daha gördüm. Yani 140 sayfaya kocaman bir duygu sığdırmış Aslı Erdoğan. 
Kitabın konusuna kabaca girecek olursak iş için Karayipler'e gelen bir kadının ummadığı anda hiç tahmin edemeyeceği biriyle yaşadığı aşkı konu ediyor. Aslında konuyu deşip de kitabın heyecanını kaçırmak istemiyorum. Şöyle diyebilirim ki çok şeyler yaşamış iki insanın birbirine karşı nasıl yavaş yavaş çözüldüğünü göreceksiniz. Tabi ki sonunu söylemeyeceğim.^^
Dipnot; Aslı Erdoğan geleceğe kalacak 50 yazar arasında kabul edilen bir yazar. Ancak ben hiçbir eleştiride bulunmadım çünkü henüz sadece bir kitabını okudum. Gerçi ilk kitabı bile bu kadar güzel olan bir kadın nasıl kötü yazabilir ki? Düşünemiyorum.

Altı Çizili Cümleler:
1. Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.
2. Yaşadıklarım, o her biri elmas değerindeki anlar su damlaları gibi kayıp gitti avucumdan.
3. Bana kalırsa, kişisel tarihimin tek bir teması vardı; hayal kırıklığı.
4. ...her insanın, gün gelip de düşüp parçalanmaktan kendini güçlükle alıkoyduğu bir uçurumu vardır.
5. Bu öykü, perde aralarında çalınan bir piyano müziği olacaktı yaşamımda ya da karanlık gökyüzünde anlık bir şimşek.
6. Bugün artık biliyorum: Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. Sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız.

21 Aralık 2013 Cumartesi

Teri Terry - 2054: Çıkış Yok | Slated #1 || Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Slated
Türkçe Adı: 2054: Çıkış Yok
Seri: Slated #1
Yazar: Teri Terry
Çevirmen: Özgecan Kunt
Sayfa Sayısı: 368
Basım Yılı: Eylül 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Kitaplar
Tür: Distopya, Genç-Yetişkin





Kyla'nın hafızası silindi, kişiliği yok edildi, anıları sonsuza dek kayboldu. O programlandı.
Hükümet onun bir terörist olduğunu ve kurallarına uyduğu takdirde ona ikinci bir şans vereceklerini söylüyor. Fakat geçmişin yankıları Kyla'nın zihninde fısıldaşıyor. Birileri ona yalan söylüyor ve hiçbir şey göründüğü gibi değil.
Gerçeği ararken kime güvenebilir? Yakalayan, ürperten ve fazlasıyla gerçek. Elden bırakılamayacak bir macera romanı.

 2054'ü ilk gördüğümde kapağına bayılmış sonra arka kapağını okuduğumda aklımdan bu kitabı okumalıyım diye düşünmüştüm. İçimde büyük bir merak uyandırmıştı ve bu merak kitap bitene kadar hiç dinmedi.
2054'ün İngiltere'sinde hükümet suçlu işleyen, çevresine zararlı olan gençlere 2. bir şans vermek adına bir programlama geliştiriyor. Bu programlama 16 ve altı yaşından küçük çocuklara uygulanabiliyor ve Kyla da onlardan biri. 
Kitap boyunca aklımda tek soru dolaştı durdu. Acaba Kyla geçmişte ne yaptı da programlanmak durumunda kaldı? Ve bu merak kitabın sonuna kadar götürüyor insanı. 
Kitabın ilk yarısında Kyla'nın 9 aylık bir programlama sürecinden sonra hastaneden çıkıp yeni bir aileye dahil oluşu ve adapte olmasıyla başlıyor. Sonrasında Kyla okula başlayıp Ben ile tanışıyor ve zamanla aralarında sevimli denebilecek bir aşk başlıyor. Bu masum aşk hikayesi 
Tüm bunlar anlatılırken kitap biraz yavaş ilerliyor. Dili akıcı olmasına rağmen konu ağır akıyor. Ancak ikinci yarıdan itibaren tam aksi bir durum oluşuyor ve kitap inanılmaz heyecanlı bir hale dönüşüyor. 
2054'te tıp gelişmiş hatta uçmuş gitmiş. Kyla'nın (ve diğerlerinin) sadece hafızasını silmekle kalmayıp birde kollarına tüm duygularıyla ilişkilendirilmiş bir levo takmışlar. 
Kyla diğer programlanmış çocuklardan farklı ama neden? Nedenini kitap ilerledikçe görüyoruz ve yazar kitabın sonunda vurucu darbeyi yapıyor.
Okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap kesinlikle. Hatta umarım Altın Kitaplar 2. kitap için çok bekletmez.

Altı Çizili Cümleler:
1. Basit olan bile yeterince zor. Karmaşığa ne gerek var?
2. Soru sormak bir şeydir, fakat cevaplarla ne yapacaksın?
3. Çözmeye çalıştığımız şey acıyla nasıl başedileceği. Acı öldürebilir; tek başına: Vücut şoka girer ve kendini kapatır.

20 Aralık 2013 Cuma

Yazımızı Okumadan Yılbaşı Alışverişine Çıkmayın!

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerine mutlaka göz atın derim!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.



Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?



Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!

Şimdiki önerim ise özellikle ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!



Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil.

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Aralık 2013 Perşembe

Ejderha Dövmeli Kız Geri Dönüyor!

Normalde pek kitap haberleri vs paylaşmıyorum blogum da sanki hepsine yetişemezmişim gibi hissediyorum ama belki bu başlangıç olur ve devamı gelir bilmiyorum.
Ama devamı olmasa bile bunu paylaşmadan edemezdim. Herkesin okuyup çoktan bitirdiği benim ise ilk kitabını yeni bitirdiğim  Millennium serisinin 4. kitabı geliyor! Yazar vefat etmeden önce kitabın %75'ini tamamlamıştı zaten.
Ayrıntılar haber de gizli buyruun bakalım.

İsveçili gazeteci ve polisiye yazarı Stieg Larsson'un ölümünden yaklaşık 10 yıl sonra yeni bir Ejderha Dövmeli Kız romanı yolda.
İsveçli yayınevi Norstedts, üç ciltlik kitabın ve hem İsveç'te hem de ABD'de filmi çekilen hikayenin kahramanları gazeteci Mikael Blomqvist ve hacker Lisbeth Salander'le ilgili yeni bir roman için yazar David Lagercrantz'la sözleşme imzaladı.
Yazarın web sitesinden yapılan duyuruya göre adı henüz belli olmayan devam romanı önümüzdeki yıl 15 Ağustos'ta "Norstedts, Ejderha Dövmeli Kız'ı yayınladıktan tam 10 yıl sonra" yayımlanacak.
Norstedts'in yayın yönetmeni Eva Gedin, özgün bir hikâye içerecek olan kitabın Larsson'un yazmaya başladığı ancak ölümü nedeniyle yarım kalan romanla hiçbir ilgisi bulunmadığını belirtti.
LARSSON'UN HEDEFİ 10 KİTAPTI
Gazeteci ve Millenium üçlemesi olarak bilinen çoksatar polisiye romanların yazarı Steig Larsson, 2004'te romanlarının yayımından önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını yitirmişti. Larsson, seriyi 10 romana tamamlamayı planlıyordu.
Mesai arkadaşı Kurdo Baksi'ye göre Larsson ölmeden önce dördüncü Millenium kitabı üzerinde çalışıyordu. Yüzde 75'i tamamlanan müsvedde İrlanda, İsveç ve Amerika'da geçiyor ve Slander'in ikizi Camilla'ya yer veriyordu.
LAGERCRANTZ KİMDİR?
51 yaşındaki Lagercrantz da kariyerine suç ve seri katiller üzerine haberler yazan bir gazeteci olarak başlamış. Norstedts, yazarı "metinlerinde sürekli tuhaf karakterler ve girift kişilikli dahileri ortaya çıkaran bir yazar" olarak tanımlasa da Lagercrantz'ın çok satan başarıları da var. Yazarın hayalet yazarlığını yaptığı Jag är Zlatan Ibrahimović, iki aydan kısa bir süre içinde 500 bin ciltli kopya sattığı 2011'de yılın en hızlı satılan kitabı unvanını kazanmıştı.
Lagercrantz'la dördüncü kitap için yapılan anlaşma Larsson'un yarım kalan romanıyla ilgili bir hukuk savaşı sonrasında geldi.
Merhum yazar birlikte yaşadığı Eva Gabrielsson'la evlilik ilişkisi içinde olmadığı için mirası İsveç yasaları uyarınca ilişkilerinin zayıf olduğu babası ve erkek kardeşine geçmiş, buna karşın Gabrielsson edebi hakları kendisine devredilene kadar müsveddeyi vermeyi ve yarım kalan romana ait olay örgüsünün ayrıntılarını açıklamayı reddetmişti.

Orhan Kemal - Yüz Karası || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Yüz Karası
Yazar: Orhan Kemal
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 102
Basım Yılı: 2011
Dili: Türkçe
Yayınevi: Everest Yayınları






İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası.
Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçünün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adananın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbula uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa yoldan köşeyi dönme ve vicdan muhasebesiyle okurlara aktaran Orhan Kemal, her zaman en açık halini anlattığı insanın bu kez yüzünün karasını ortaya çıkarıyor.
Orhan Kemalin kitapları bîr okurum hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemalin kitapalrını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

Bildiğiniz üzere Yazar Ayları etkinliğinin bu ay ki konuğu Orhan Kemal. Bende bir kaç ay önce 2 tane Orhan Kemal kitabı almıştım Yüz Karası ve Baba Evi. Baba Evi seri kitap olduğu için etkinlik dahilinde Yüz Karası'nı okuma kararı aldım. Kitap kaç gün elimde süründü bir türlü okumaya başlayamadım. Neyse ki bugün başlayıp bugün bitirdim. Zaten 102 sayfacıktı. 
Kitabın konusuna gelmeden önce kitap hakkında küçük bir bilgi vereyim. Yüz Karası, Orhan Kemal'in kayıp romanı diye geçiyor çünkü roman 51 sene önce yazılmasına rağmen günümüzde oğlu tarafından bulunup baskıya veriliyor. 
Kitabın konusuna gelirsek öncelikle söylemeliyim ki, kitap kurgudan öte gerçeklere ışık tutuyor yani zamanında yaşanmış, yaşanabilecek bir konuyu işliyor. 
Kitap Orhan Kemal'in çoğu romanı gibi Adana da geçiyor ancak Adana'da kalmıyor İstanbul'a uzanıyor.
Dondurmacılık yapan İlyas'ın ikisi erkek olmak üzere 4 çocuğu vardır.Kızlardan biri bebedir diğeri fabrikada çalışır. Erkekler ise biri (Ahmet) İstanbul'da tıp okur diğeri (Memed) ise futbol ile ilgilenir, Memed abisinin okuması için okuldan alınmıştır. Çünkü İlyas'ın maddi gücü iki çocuğu  okutmaya yetecek gibi değildir. Ahmet evin ne kadar göz bebeği ise Memed o kadar itelenen hor görülen çocuktur. Ailesinin gözünde haylaz, tembel, işe yaramaz bir "Yüz Karası"dır.
Evdeki hatta mahalledeki herkes umudunu Ahmet'e bağlar. Özellikle de baba İlyas. Oğlum doktor çıkacak bizi buradan kurtaracak, lüks apartmanlarda oturacağız, yepyeni elbiseler giyip en lüks kahveye gidip hava atacağım diye hayaller içerisinde hayatını geçirip durur. 
Bir yandan da Memed'i abisi ile kıyaslayıp ezer sürekli. Ağzında tek bir cümle dolaşır; "bundan adam olmaz."
Memed sürekli İstanbul'a gitmek ister, oraya gidip büyük bir futbol kulübünde kendini gösterip futbolcu olmayı ister ama annesini geride bırakmaya içi el vermez bir türlü. Bir gün bir takım olaylar sonucu artık Memed'in canına tak eder ve kimseye haber vermeden memleketi terk edip İstanbul'a gelir. 
Bir süre kendi başına idare ettikten sonra yolları abisi ile kesişir. Abis Vefa'da eski bir evin odasında kalır, evin diğer odasında ise bir baba kız yaşar. Zaman içerisinde Ahmet ve aynı evde yaşadığı Masume arasında bir yakınlaşma başlar ve ilerleyen zaman ile birlikte sevgili olup gelecek hayalleri kurarlar. Ancak Ahmet'in gözünü bir süre sonra para kazanma hırsı bürür ve olaylar bundan sonra değişir.
Kitabın ana teması bana kalırsa, okumakla adam olunmuyor!
Romanın sonu sizi derinden etkileyecektir.

Altı Çizili Cümleler:
1.Hayat, herkesin katıldığı başsız sonsuz bir koşudur. Bacakları kuvvetli, soluğu bol olan kazanır. 

13 Aralık 2013 Cuma

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Kürk Mantolu Madonna
Yazar: Sabahattin Ali
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 164
Basım Yılı: Remzi Kitabevi İlk Baskısı 1943 / YKY 1998
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları





"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."
Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
Kitabı ilk 4.5 sene önce dershanedeki edebiyat öğretmenimin önerisi sayesinde okumuştum. Öğretmenden ziyade arkadaşım gibiydi ve duygusal olduğumu bilirdi. Beğeneceğimi söyledi. Dershane çıkışı alıp vapurda okumaya başladım başı o kadar sıkıcı geldi ki kitabı denize atasım geldi desem abartmam. Evde devam etmedim okumaya ve ertesi gün öğretmene (yargısız infaz yaparak) bu ne biçim kitap hocam ya diye çıkıştım dilim tutulsaymış:) öğretmenim tek cümle kurdu. Sık dişini oku pişman olmazsın! Olmadım da. Kitap ilerledikçe içine çekti beni. Okudukça sevdim, sevdikçe bitmesin istedim. Ve bittiğinde öğretmenimden çemkirdiğim için özür diledim.  Uzun süre etkisinden kurtulamadım. Hangi kadın Maria Puder gibi sevilmek istemez ki? Ve hangi adam Maria'sını bulmak istemez?
Kitap bittiğinde tek üzüldüğüm şey artık aşkın böylesine kutsal böylesine büyük hissedilmemesi oldu.
Şimdi seneler sonra #KitapKardeşliği sayesinde tekrar aldım kitabı elime. Her duyguyu tekrar tekrar hissettim. Bu sefer kitabın başında sıkılmadım çünkü biliyordum ki o satırlar beni büyük bir aşka götürüyordu. 

Kitabın konusuna girmeden önce kendisi hakkında azıcık bilgi vereyim. Kürk Mantolu Madonna, Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 tarihinde “Büyük Hikâye” başlığı altında 48 bölüm olarak yayımlanır. Kitap olarak da ilk kez 1943 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımladı. Bunun dışında;  Sabahattin Ali’nin 1928 yılında Almanya’ya devlet kanalıyla gönderildikten sonra orada tanıştığı ve âşık olduğu Frolayn Puder adlı bir bayanla yaşadığı yoğun duygular da eserin yazılmasında diğer bir etken olarak karşımıza çıkar.
Kitaba gelirsek hikaye 3. şahıs tarafından anlatılıyor diyebilirim. Kahramanımız mektep arkadaşı sayesinde bir devlet dairesinde işe başlar ve ana karakter Raif Efendi ile aynı odayı paylaşırlar. Ancak Raif Efendi buna rağmen adama mesafelidir belli bir zaman geçmesine rağmen hala aralarında bir samimiyet oluşmaz. Aynı zamanda Raif Efendinin sürekli sakin duruşu, evden işe ve işten eve hali kahramanımızı cezbeder ve Raif efendi ile yakınlaşmaya çalışır. Raif Efendinin hasta olduğu zamanlardan birinde ona çeviri götürülmesi gerekir ve kahramanımız bu işi seve seve alır.Amacı onu ve ailesini biraz daha yakından tanımaktır.Raif Efendinin kalabalık bir ailesi olmasına rağmen o sanki bu ailenin bir parçası değilmiş gibi sezer iş arkadaşı. Evin maddi olarak bütün yükünü taşımasına rağmen, evde varlığı ile yokluğu birdir.  Raif Efendinin kendini neden insanlardan soyutladığını yine kendi kaleminden öğreniyoruz. Şöyle ki Raif Efendi kendini bir insana dökmektense bir deftere dökmeyi tercih eder. Burada Raif Efendi de kendimi görmedim desem yalan olur. Çünkü bir yerden sonra insanlara bir şeyler anlatmanın manasız olduğunu görüyor insan ve kendine kalıyor, kendi cümlelerine.
Bundan sonra Raif Efendinin gençliğine dönüp babasının onu Almanya'ya sabun işçiliği yapmaya göndermesini ve Almanya da Maria Puder ile nasıl tanıştığını öğreniyoruz.
Maria Puder'den uzun süre mektup alamayan Raif Efendi onun kendisini aldattığını/terkettiiğini düşünerek sevmediği bir kadınla evlenip çocuk sahibi olur. Sanki Maria Puder'in anısından intikam almak ister gibi. Ancak ne bu evlilik ne de yaptığı çocuklar ona Maria'yı unutturamıyor. Üstelik Maria'dan yediği darbeden sonra insanlardan tamamen ilişikiğini kesiyor Raif efendi sanki ruhen ölmüş sadece fiziken yaşıyormuş gibi.
Nerdeyse kitabın hepsini anlattım ama can alıcı kısımlarını size sakladım hala okumayanınız varsa OKUYUN!

Altı Çizili Cümleler:
1 .Ne kendi sözlerim, ne de onun fikirlerinin yüzde yüz isabetli olmadığını seziyordum. Her ikimiz de, birbirimize karşı ne kadar açık olmak istersek isteyelim, bize tabi olmayan birtakım gizli müphem düşüncelerin ve arzuların idare ettiği muhakkaktı. Birleştiğimiz noktalar ne kadar çok olursa olsun, ayrı olduğumuz yerler de vardı ve bir taraf diğer tarafa kolayca uyuyorsa, bunu ancak daha ehemmiyetli bulduğu bir gaye uğruna yapıyordu. Ruhlarımızın böyle en saklı köşelerini bile ortaya dökmekten ve üzerine münakaşa etmekten çekinmiyorduk; buna rağmen hiç dokunmadığımız taraflar da vardı, çünkü bunların ne olduğunu biz de doğru dürüst bilmiyorduk; fakat bir his bana asıl bu cihetlerin mühim olduğunu fısıldıyordu.
2. ''Şimdi ben gidiyorum fakat ne zaman çağırırsan gelirim... ''dedi.Evvela ne demek istediğini anlamadım.O da bi an durdu ve ilave etti:
''Nereye çağırırsan gelirim! ''
3. Benim beklediğim aşk başka dedi. ''O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen birşey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, herşeyiyle istemek başka. Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!''
4. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
5.Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
6. Seni seviyorum .. Deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum .. 
7. “Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.”

9 Aralık 2013 Pazartesi

Kitap Alışverişi #8 | Yılın Son Alışverişi Kitap Sihirbazı İndiriminden!

İdefix sanal kitap fuarını tamamen unutup Kitap Sihirbazın da indirimi görünce anneme yanaştım. Önce ık mık etse de sonrasında kıyamadı ama son alışverişi büyük vetoyla bitirdim. Evde okunmamış kitaplar bitmeden kitap almak yasak! Bu yasağın üzerine idefix sanal fuar başlayınca yaslardayım! Eğer ikna edersem annemi ondanda faydalanmayı düşünüyorum ama biraz zor gibi bakalım.

Kitap Sihirbazı 1. senelerine özel 1 hafta boyunca geçerli bir indirim yaptılar bende son anda yetiştim aslında daha alacaklarım vardı ama 100 tl üzerine Bukre'yi hediye ediyorlardı bende de vardı o yüzden 100 tl'ye gelmeden bitirdim alışverişi bilsem yasak yiyeceğimi devam ederdim o ayrı. Ancak indirim bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtcek cinsten bir indirimdi. Madem bir iş yapılıyor tam yapılmasından yanayım. Normalde Kitap Sihirbazında 50tl ve üzerine ücretsiz kargo iken, ücretsiz kargo sınırı 350tl'ye yükseltilmiş. 4.5tl olan kargo ücreti 8.5tl'ye yükseltilmiş! Bende 8.5 kargoya vereceğime kargo ödeyen kitaplardan Ağustos Böcekleri Ağladığında adlı kitabı seçtim umarım güzeldir de keşke parayı kargoya verseydim demem :)
Yanılmak Güzeldir'i daha önce Optimum Kitap'ın twitter da yaptığı yarışmadan kazanmıştım bu alışverişimde yine hediye olarak geldi filmi güzeldi umarım kitapta güzeldir.
Aşk ve Gurur uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı ama klasiklere karşı biraz çekingenim. Arkadaşım İrem bana çok güzel olduğunu söyleyince alıverdim bu defa. 
Joje Moyes bu yıl kitaplarıyla ortalığı salladı. Sanırım okumayan da bir ben kaldım. Ama John Green'in Aynı Yıldızın Altında da düştüğüm hataya düşüp kitapların konularını okumadım. Eğer Yaşarsam'ı ilk D&R'da görmüştüm ve kitabın ana kahramanının adının Mia olmasından ötürü kitaba bir sıcaklık duymuştum. Gece Yolu kitabında ki Mia'da en sevdiğim karakterlerden biridir^^  Daha sonra Gizem'in bloğu The Codex 'te yorumunu gördüm alınacaklara ekledim ama ikinci kitap çıkmadan almak istemedim. 11 tl'ye düşmüşken almak istedim. 
50 tl ve üzeri alışverişlerde kupa hediyeydi^^
Böylelikle bir alışverişi daha sonlandırdım. Uzun bir süre kitap alışverişi yazısı yazacağımı sanmıyorum:)
Herkese keyifli okumalar :)

8 Aralık 2013 Pazar

Film Önerisi #4 ; The Girl Wiith The Dragon Tattoo

Tür: Dram, Gizem, Suç
IMDb Puanı: 7.8
Vizyon Tarihi: 20 Aralık 2011
Türkiye Vizyon Tarihi: 13 Ocak 2012 
Yapım: ABD, Norveç, İsveç
Yönetmen: David Fincher
Oyuncular: Daniel Craig, Stellan Skarsgard, Rooney Mara,
Christopher Plummer, Joely Richardson




Mikael Blomkvist, iyi bir gazeteci olmasına karşın, bir tuzağa düşürülmüş ve yanlış bir haberle popüler bir işadamını suçlamıştır. Bunun ardından Mikael’in tüm kariyeri adeta alt üst olur. Gazetesi artık onunla çalışmak istememektedir. Tüm medya peşindedir ve artık tamamen yalnızdır. Elbette onu izleyen Lisbeth’in farkında da değildir; nam-ı diğer “Ejderha Dövmeli Kız”ın…
Mikael, gazetecilik mesleğini bırakıp hapse girmek için adeta gün sayarken, hiç beklemediği bir fırsatla karşılaşır, başına adeta talih kuşu konar. Ünlü bir firma olan Vanger'in başındaki Henrik Vanger, Mikael’den yıllar önce kaybolan yeğeni Harriet’i bulmasını istemektedir.

Dürüst olmak gerekirse bir kaç deneyimden sonra kitaptan uyarlama filmlerden tiksinti gelmişti. Hiçbiri kitaptan aldığın zevki vermiyor insana ama bu defa ciddi anlamda farklı oldu benim için. Tabi ki filmde kitaba nazaran değiştirilmiş atlanmış şeyler vardı ama bu çok doğal buna rağmen film 2.5 saat ki atlamalar olmasa saatlerce bitmeyen bunaltan bir film olurdu gibime geliyor.
Karakterlerin çok güzel oturduğunu düşünüyorum özellikle Lisbeth karakterini oynayan Rooney Mara gerçekten hakkını vermiş oynadığı rolün zira soyunduğu rol gerçekten çok zor bir rol. 
Bunun dışında filmin bir de İsveç yapımı var ki bir süre sonra onuda izleyip hangisinin daha iyi olduğuna o zaman karar vericem. Fragmanını izledim Mikeal karakterleri birbirine benzetilmiş ancak Lisbeth karakterinin ABD yapımına daha çok oturduğunu söyleyebilirim.
Ayrıca Lisbeth'in yaşadıklarını okurken bile çok üzülmüştüm izlemek daha da sarstı beni. İnsanlarla arasında büyük bir duvar olmasını hiç yadırgamıyorum yaşadıklarından sonra.
İzlemeden önce söylemeliyim ki film şiddet ve cinsel öğeler bakımından yayınlandığı bir çok ülkede +18 yaş sınırı taşıyor.
Filmden Kareler;




















































7 Aralık 2013 Cumartesi

Stieg Larsson - Ejderha Dövmeli Kız | Millennium #1 || Kitap Yorumu

Orjinal Adı: Man Som Hatar Kvinnor
Türkçe Adı: Ejderha Dövmeli Kız
Seri: Millennium #1
Yazar: Stieg Larsson
Çevirmen: Ali Arda
Sayfa Sayısı: 648
Basım Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus




41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larssonun zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kızı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi bundan daha iyisi yapılamaz diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz.
"Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak."
-SUNDAY TIMES

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum gerçekten. Kitaba 2010 senesinde arkadaşımdan alıp başlamıştım ancak daha bitirmeden arkadaşım geri isteyince yarımca kalmıştı. Geçen sene gidip seriyi komple aldım ama bir türlü okuyamamıştım. Kısmet okuma şenliğineymiş. Niyetim kitabı ilk aya sıkıştırmaktı ama misafirdi, benim mide ağrılarım derken kitap uzadı gitti. Ve bittiğinde keşke bu kadar bekletmeseydim diye kendime kızdım.
O kadar güzel kurgulanmış, olaylar öyle güzel bağlanıyor ki hayret ettim gerçekten. 
Kitabın başında Henrik Vanger'in 1966 yılında kaybolan yiğeni Herriet Vanger'in geleneksel aile yemeği olduğu gün ortadan kaybolmasına rağmen, Herriet'in Henrik'in her doğum gününde yolladığı kuru çiçek tabloların gelemeye devam ettiğini öğreniyorsunuz. Bu durum yıllarca devam ediyor ve polis olayı bir türlü çözemiyor dava zaman aşımına uğrasa da Henrik için adeta takıntı haline geliyor. Herriet'in kaybolduğu gün ada da bir de tanker kazası gerçekleşiyor. O yüzden Herriet'in ölümünden sorumlu olabilecek kişiler kısıtlı. Derken Henrik son doğum günü hediyesini aldığı sıralar da Stockholm'da gazetecilik yapan Mikael Blomkvist'in başı sayılı şirket sahiplerinden biri ile belaya girer. Bunun üzerine Henrik, Lisbeth Salender'a Mikael'ı araştırtır ve sonuç olarak Mikael'a iş teklif eder. Vanger ailesinin tarihi yazması adı altında aslında Herriet'in ölümünü araştırmasını ister. Mikael bunun boşa bir çaba olduğunu Henrik'e söylese de onun ısrarlarına dayanamaz ve işi kabul eder. Henrik, Vanger ailesinin tüm geçmişini Mikael'ın önüne serer. Tüm olay bundan sonra başlar. Mikael yılların raporlarını vs okuyup puzzle'ın parçalarını birleştirmeye başlar ve bir kilit noktasında yolları Lisbeth Salender ile birleşir. Ve inanın bundan sonra kitabı kapatıp uyuyamıyorsunuz bile. Gece 4.5'a kadar oturdum olayları sonuçlandırmak için ve kitabın sonlarında şoktan şoka girdim. 2. kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum. Kesinlikle tavsiyemdir okuyun.
Filmini de yarın Kitap Ağacı ailesiyle beraber izleyeceğim.

3 Aralık 2013 Salı

Okuma Şenliğinde İlk Ay!

Okuma Şenliğinin ilk ayını bugün itibari ile geride bıraktık. Benim için şenliğin en güzel yanı evde okunmayı bekleyen kitapları değerlendirmek oldu. Kaldı ki bu ay annemden okumamış kitaplar bitmeden kitap almak yok diye veto yedim o yüzden okuma şenliği çok büyük yardımcım oluyor :)
Okuma Şenliği nedir, ne değildir merak ediyor ve etkinlikte yer almak istiyorsanız sizi Pinuccia'nın bloğuna alalım.

Şimdi bir ayda neler yaptım hangi kategorileri bitirdim bakalım.
10 puan: Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara
Ahmet Altan - En Uzun Gece (320 Sayfa) Alkım Yayınevi  
Nadirkitap.com aracılığı ile Eskişehir Papirus Sahaftan alındı.

15 puan: Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara
Alina Bronsky - Cam Kırıklıkları Parkı (232 Sayfa) İthaki Yayınları
Alman Edebiyatı.

20 puan: Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara
Sarah Jio - Böğürtlen Kışı (360 Sayfa) Arkadya Yayınları

25 puan: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.
Mustafa Kemal Atatürk - Mektuplarım (264 Sayfa) Karma Kitaplar

25 puan: Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.
Burçak Çerezcioğlu - Mavi Saçlı Kız (288 Sayfa) Yapı Kredi Yayınları

30 puan: Okumayı yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası (238 Sayfa) İletişim Yayınları 
1995 yılı.

Bu ay okuduğum her kitap birbirinden güzeldi gerçekten okuduğuma pişman olduğum bir kitap yoktu. Sadece Puslu Kıtalar Atlası pek bana hitap eden bir kitap değildi ama asla kötü değildi.
Atatürk kategorisi için Pınar'a ayrıca teşekkür ederim belki bu kategori olmasa bu kitapla hiç karşılaşmayacaktım.

1. Ayın sonunda; 6 Kitap, 1702 sayfa kitap okuyup 125 puan toplamışım^^

30 Kasım 2013 Cumartesi

Göktuğ Başar - Kalbin Son İnce Elemeleri || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Kalbin Son İnce Elemeleri
Yazar: Göktuğ Başar
Sayfa Sayısı: 112
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Sokak Kitapları Yayınları






Nabzımda seni buldu doktorlar son incelemelerinde.
Kalbin son ince elemelerinde,
Seni içime sık dokuduğumu da yüzüme vurdular.
Sık dokunduğumuda ben söyledim onlar sormadan...
Her neyse dilimin altı,
Başımın üstü,
Canımın içi, her neyse.
Yastığında kırılanı bir ömür öpmek için bekliyorken,
Gelmedikçe büyüyorken...
Orada sana anlatılanlar gerçekse,
Beni sakın dinleme... 

Bugün öyle şiir okumak istedim ve son alışverişim de bu kitabı merak ederek almıştım. Aldığıma değdi mi? Değdi. Göktuğ Başar'ı daha ne önce gördüm ne de duydum. Güçlü cümleleri var hatta herkesin yanıp tutuştuğu Ahmet Batman'dan çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Ancak onun kadar ilgi görmemesi. Rafların ücraların 
da kalması üzücü. Ama pek şaşırmıyorum buna. Neyse bu konuda yazmaya başlarsam bu kitap yorumundan çok isyan yazısına dönecek.
Dediğim gibi çok güçlü cümleleri var. Güzel yazıyor ancak ayrılık konusundan bir türlü kopamamış.
Yazdıklarından anladığım kadarıyla aldatılmış yada ilişkisi biter bitmez karşı taraf başka bir ilişkiye başlamış. Tüm dizeler bu olay örgüsü etrafında dönüyor. Bu biraz bunaltabilir kimini ama benim duygularıma tercüman olduğundan sevdim.
Puanım: 5/4

Altı Çizili Cümleler:
1. Kalbimde ritim sorunu başladı bilirsin hep aynı şarkı;
"Seni kimler aldı, kimler öpüyor seni?"
2. Yirmi senelik eski bir göğüs kafesinden, sineye çekiyorum yaptıklarını gülümse.
3. Belki de yalandır her şey ne bileyim. Belki bir yalana her şeyden çok ihtiyacım vardır bu aralar.
4. Bu da sana yemin olsun. Bana senden gayrı hiç kimseyi sevmemek bıraktın. Gözüm gibi baktım.
5. Rüyaların ayrılıkları olmaz sevgilim, uyu çünkü uyurken hala bir şansımız var.
6. Senin geçmiş dediğini hala dakika dakika soluyorum lan ben. Kime geçmiş neye geçmiş hani?
7. Sevdiğiniz şeyleri gökyüzü yerine toprak alıyorsa artık, büyümüşsünüz demektir.
8. Sevgilim, sen kesinlikle geri çevrilemeyecek bir günahtın, ben seni içime işledim.

26 Kasım 2013 Salı

Mustafa Kemal Atatürk - Mektuplarım || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Mektuplarım
Yazar: Mustafa Kemal ATATÜRK
Sayfa Sayısı: 264
Basım Yılı: 2011
Dili: Türkçe
Yayınevi: B Yayın





Sevgili Madam,
Uzun zamandan beri aramızda derin bir sessizlik hüküm sürmektedir. Onu evvela sizin ortadan kaldıracağınızı sanıyordum.
Fakat insanın tahayyül ettiği şey nadiren gerçekleşir. Bundan
Başka eşsiz ve hayranlığa layık K.B.nin getirdiği mektuplardan
sonra tatlı mektuplarınızı beklemkte haksızım. Ben Sofyada iken genç, fakat tecrübeli bir dost hanım bana diyordu ki, "bir kadın
hayran olduğu bir erkek dosta karşı duyulan saygı ve coşkunluğun tesiri altıda kalmamalıdır". Fakat bu pek mantıkî nasihatlara
rağmen çok defa bu, bir kere birine hayran olmuş hanımın bile
onunla daima tehlikeli bir tarafı olan konuşmalarına devam et-
tiğini görüyordum.Nuri Bey buraya geldi.Sizinle evinizde geçen sevimli (öğleden Sonraları) her an hatırlıyor. Hastanede meşguliyet ve eğlence mevzuları bulmanızdan memnunum.Sevgili madam, hürmetkârane duygularımı sunmama müsaade ediniz.

Kitap bittiğinde gerçekten Pınar'a teşekkür etmek istedim belki de böyle bir kategori olmasaydı şenlikte hiçbir zaman tanışamayacaktım bu kitapla.
Gerçekten Atatürk'ün yazdığı mektupları okumanın verdiği bir zevk vardı ki pahabiçilemez.
Ne desem anlatamayacağım bir güzellikte kitaptı. Atatürk'ün o içtenliğini tatmak mükemmeldi gerçekten.
Eşi dostuyla mektuplaşmaları mevcut kitapta. Bayıldım ve daha sonra tekrar okuyabileceğim bir kitap kesinlikle.
Atatürk'e dinsiz diye dil uzatanların ayrıca okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Çoğu mektubun altında kaynağı yazıyor.
Bunun dışında kitabın sonunda form gibi bir şey var Atatürk'e mektup yazıp alttaki formu bilgilerinizle doldurup yayınevine yolladığınızda yeni çıkacak Ata'ya Mektuplar kitabında mektubunuz yayınlacak ve kitap size ücretsiz yollanacaktır. 
Bende yollamayı düşünüyorum bakalım.

Puanım: (tabiki) 5/5

Hediyeler Güzeldir!

Bu sefer ki yazım kitaplarlardan biraz uzak olduğu kadar onlara o kadar yakın. Bir oyun sayesin de instagram da tanıştığım İrem bana koskocaman bir kutu mutluluk yolladı bana.
İstediğim bir kitabı yollamak istediğini söyleyince havalara uçmuştum zaten ama kutuyu açtığımda şaşkınlıktan küçük dilimi yutmakla beraber mutluluktan ölüyordum.
Sanırım en güzel yılbaşı hediyem kuzumdan geldi. Ve sanıırm tek yılbaşı hediyem aynı zamanda :D
Bu kocaman kutunun içinde neler var neler.
Benim sevdiğim, seveceğim her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüş.
Bana Çarşı Geliyoooooor! kitabı ile hala okumamakla rezilliğin zirvesinde olduğum Harry Potter serisinin ilk kitabını yollamış ve elleriyle bana kolye ve bileklikler yapmış.
En sevdiğim hayvan ve rengin birleştiği defterler almış.
Kocaman kalpli bir anahtarlık almış. Sanırım kuşlar postitlerimin bittiğini haber vermiş rengarenk postitler almış. Ve daha bir sürü şey.
O kadar mutlu oldum ki anlatamam.
#
İremcim, kuzumm; sana her şey için teşekkür ederim.
İyiki varsın!

23 Kasım 2013 Cumartesi

Sarah Jio - Böğürtlen Kışı || Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Blackberry Winter
Türkçe Adı: Böğürtlen Kışı
Yazar: Sarah Jio
Çevirmen: Duygu Parsadan
Sayfa Sayısı: 360
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya Yayınları




"Canım Danielım,
Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."
Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Danielı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Danielın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Verayla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…
Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Arkadya Yayınları kapak konusunda en iyilerden biri. Ayrıca püsküllü ayraclarına da bittiğim gibi bir gerçek var.
Sarah Jio'nun daha önce Mart Menekşeleri kitabını da almıştım ancak okuma fırsatım olmamıştı ama bu kitaptan sonra en kısa sürede okuyacağıma eminim. 
Böğürtlen Kışı daha ilk sayfadan sizi içine çeken bir kitap hani okurken, okumaktan öte olaylar yaşanırken bir köşede durup izliyormuş hissine kapılırsınız ya buda öyle bir kitap.
En baştan Vera'nın hikayesi ile başlayan kitap sonrasında bir bölüm Vera bir bölüm Claire şeklinde devam ederek arada koskoca 80 küsür sene olan iki hikayenin çakışmasını anlatıyor.
Büyük bir aşkı, zamanında sınıf farkının nelere maal olabileceğini, saf annelik duygusunu ve evlat acısını anlatıyor. Zaman zaman gülümserken çoğu kez yürek burkuyor. Özellikle kitabın sonlarına doğru yer yer gözyaşlarımı tutamadım. Josephine karakterini öldürmek istedim ancak bana gerek kalmadı Allah belasını verdi de hatun felç oldu. Böyle şirret bir kız kardeş görmedim. En önemlisi kitabın sonunda inanılmaz bir ters köşe var aslında çok tahmin edilebilir bir son olduğunu zannediyorsunuz ama yazar sizi inanılmaz şaşırtıyor.
Sonunu söyleyip kitabı okurken yaşayacağınız heyecanı kaçırmak istemiyorum ancak şunu söyleyebilirim ki her sayfayı merakla çevirecek kitabı bir köşeye bıraktığınız da bile aklınız onda kalacak.


Altı Çizili Cümleler:
1. Hatalar kişiliği oluşturur.
2. Bazen sadece riski göze almalısın, bilhassa seni mutlu ettiği zamanlar.
3. Herkes kendi hayat yolunda acılar çekip iyileşir.

Yazara bu kitabı yazma ilhamını aynı zamanda kitaba adını veren şarkıyı dinlemek için ;
Hilary Kole - Blackberry Winter

22 Kasım 2013 Cuma

Kitap Alışverişi #7

Evet bendeniz TÜYAP'a gidemeyince hırsımı kitap sitelerindeki indirimlerden aldım. Neden gidemedim çünkü TÜYAP'tan bir kaç gün önce alışverişe çıktım ve annemin "istediğini al kızım ben sana fuar için ayrı para veririm" gazı ile fuar için ayırdığım paranın altından girip üstünden çıktım. Anneme de beklediği yerden para gelmeyince olan bana oldu. Fuar süresi boyunca evde iç çekmeler, kafayı yemeler geldi gitti. Ağladım bile!!

Neyse geçti gitti, seneye artık. Bende bu sinirde bu ay ki haftalık aylık tüm harçlığı kitaba yatırmaya ant içtim ve Allah ne verdiyse D&R'ın Kasımda İndirim Başkadır sloganına daldım ve sonuç ortada. En alttan en üste sayayım.
Köken'i söylememe gerek yok herhalde Opal öyle bir yerde bitti ki 4. kitap için gün saydım nerdeyse. Ama yine de onu okumayı erteledim. Tatlı Bela serisini sevince Araf'ın da kapağına içim gidince dedim yazar iyi yazıyor zaten kötü değildir diye alıverdim Araf'ı. Böğürtlen Kışı'nı okuma şenliği kış kategorisi için aldım. Aslında o kategori de Kış Bahçesi'ni okuyacaktım ama okuduğum kitabı yeniden okuyacağıma yeni kitap almayı tercih ettim. Sait Faik'in Son Kuşlar ve Lüzumsuz Adam'ı aldım uzun süredir okumak istiyordum. Sıcak Ayaz'a twitter da görüp merak ettiğim bir kitaptı ama öyle çok büyük beklentilerim yok açıkçası. Gidiyorum Bu yine uzun zamandır almak istediklerimden 2054: Çıkış Yok okuma şenliği ilk kategori için Yine Gazi Mustafa Kemal - Mektuplarım da okuma şenliği için. Diğerleri ise merak ettiğim ve aldığım kitaplar. Özellikle Freud'un Kız Kardeşi.
En başta ki ise kitap değil DVD okuma şenliğinde filmi olan kitap kategorisi için Ejderha Dövmeli Kızı seçtim filmi de internet yerine DVD'den rahat rahat izlemek istedim.

Bunun dışında bir de Yeraltından Notlar'ı aldım ama o hala tedarik sürencinde yazıyor.
 böylelikle Tüyap'a gidememenin acısını çıkardım : )

Herkese iyi okumalar, bol okumalar ^^

21 Kasım 2013 Perşembe

Burçak Çerezcioğlu - Mavi Saçlı Kız || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Mavi Saçlı Kız
Yazarın Adı: Burçak Çerezcioğlu
Sayfa Sayısı: 288
Basım Yılı: 1997
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları






Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yakıcı hayatlar. Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir. Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır. Burçak Çerezcioğlu, 16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.Bu kitapta, kısa bir yaşamın kederini, güzelliğini, acısını, bir savaşı okuyacaksınız. Ne yazık ki kurmaca olmayan bir hayatın öyküsünü. Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın. Sabahları hasta uyanmanı istiyorum. Hastaysan eğer yaşıyorsun demektir.

Kitabı bitireli 20 dakika kadar olmasına rağmen gözyaşlarımı yeni yeni dindiriyorum diyebilirim. Mavi Saçlı Kız benim seneler önce okuduğum, hatta okuduğum ilk kitaplardan biridir. İnsanın içine dokunan hatta içini yakan bir hikaye. Bir kitaptan çok daha fazlası. Yarım kalmış bir hayatın kanıtı en kötüsü..
Burçak Çerezcioğlu

Okumayan kalmışmıdır bilmiyorum aslında bu kitabı. Mavi Saçlı Kız, daha 14 yaşında Lösemi'ye yakalanan Burçak'ın günlüklerinden derlenen bir kitap. Onun 16 senelik hayatına açılan bir pencere. Kitabın ilk  sayfaları o kadar normal ki, normal bir kızın sıradan günlük yaşamını okurken her şey bir anda tepetakla oluyor.
Ve kitap aslında Türkiye'de sağlığın nasıl önemsenmediğinin de bir kanıtı. Lösemi gibi teşhisi kolay (keşke tedavisi de teşhisi kadar kolay olsa) bir hastalığı nasıl başka teşhis koyabilirsin ya. Birde seni hastaneye prof. diye koymuşlar. İstisnaları geçerek söylüyorum ki Türkiye'de ki hastaneler de insan canına zerre değer verilmiyor. Bunu kitapta bir kez daha görüp, anlıyorsunuz. Burçak çok büyük acılar çekiyor. Ancak 1 sene sonra hastalığını atlatıyor. Her şey normale döndü, dönüyor derken hastalığı nüks ediyor ve tedavi olduğu hastaneye gittiklerinde hastalığının ilk yakalandığı döneme döndüğünü ve artık yapılacak bir şey kalmadığını söylüyorlar. 95 yılında, 16. doğum gününden 4 gün önce bu boktan dünyaya gözlerini kapatıyor. Günlüklerinden ziyade arkadaşlarına yazdığı mektuplar, babasının ve annesinin yazıdığı minik yazılar, fotoğraflar ve onun için düzenlenen yardım kampayalarının gazete küpürleri vs her şey var kitapta. Son sayfalarda arkadaşına yazdığı bir mektubun parçası beni hıçkırıklara boğdu bir de sonu tabi ki.
Anlatılcak pekte bir şey yok aslında alın okuyun hala okumadıysanız inanın hayata bakış açınız değişecek. Ne kadar da küçük şeyleri dert edindiğiniz ile yüzleşeceksiniz.


Altı Çizili Cümleler:
1. Hayatım boyunca yaptığım, ayakta kalmak, mutlu olmak, başarabildiğim tek şey daha güzel, daha mutlu günleri beklemek oldu. Her zaman bir şeyleri bekleyerek yaşıyorum.
2. İnsan üzüntüden nasıl ölmüyor, anlamıyorum.
3. İstanbul insanı yiyip bitiren bir şehir. Çok kalabalık, çok pis, çok gürültülü. Bir de sanki İstanbul'un üsütünde kara bir bulut varmış gibi, huzurlu bir şehir değil bence. İnsanları sürekli mutsuz. Sabah sokağa çıktığınız da yüzü gülen kaç kişi görebiliyorsunuz?
4. Neden hepimiz hayatı dolu dolu yaşamak yerine, hayatı monoton bir halde yaşıyoruz. Eğer yaşamak buysa biz yaşamıyoruz. Muhakkak bir şeylerin elimizden kayması ve acı günlerimi yaşamamız gerek sanki? Bunlar ders olmadan anlayabilsek yaşamanın değerini, her şey çok daha güzel olurdu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...