dört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2015 Salı

Tarryn Fisher - Siyah Damar | Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Mud Vein
Türkçe Adı: Siyah Damar
Yazar: Tarryn Fisher
Çevirmen: Merve Altıparmak
Sayfa Sayısı: 344
Basım Yılı: 2014
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Tür: Romans


Münzevi yazar Senna Richards otuz üçüncü yaş gününün sabahına uyandığında her şey değişmiştir. Kendisini elektrikli tel örgülerin ardındaki bir kafese tıkılmış ve karların ortasındaki bir eve kilitlenmiş olarak bulan Senna'nın, neden kaçırıldığını öğrenmek için kendisine bırakılan ipuçlarını takip etmekten başka şansı yoktur. Özgürlüğünü geri istiyorsa, dönüp geçmişine bakmak zorundadır. Fakat geçmişi aslında hâlâ hayattadır... Ve onu kaçıran kişi de bulunacak gibi değildir. Kurtuluşu pamuk ipliğine bağlı olan Senna, kısa zaman içinde tüm bunların bir oyun olduğunun fark edecektir. Hem de çok tehlikeli bir oyun. Ve sadece gerçek onu serbest bırakabilir.

İnanın kitap için ne yazıcağımı bilemez halde bakıp duruyorum ekrana. Zira bu yazar bana hep aynı şeyi yaşatıyor.Love me with lies serisini severek birazda çıldırırak okumuştum. Bu kitaptan da beklentim o yöndeydi konu bakımından açıkcası ancak yazar bu kitapta tam ters köşe yapıyor. Ama ne kadar farklıysa o kadar da ortak yönleri var özellikle ana kadın karakterler konusunda. Şunu farkettim ki yazar sorunlu ama bir o kadar da güçlü olan karakterler yaratmayı seviyor. Kendi de mi öyledir nedir.

16 Eylül 2014 Salı

Tarryn Fisher - Tehlikeli Kızıl (Love Me with Lies #2) | Kitap Yorumu & Alıntılar



Orijinal Adı: Dirty Red
Türkçe Adı: Tehlikeli Kızıl
Seri: Love Me with Lies #2
Yazar: Tarryn Fisher
Çevirmen: Meltem Türkmen
Sayfa Sayısı: 296
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Tür: Yeni Yetişkin, Romans
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku*
*Oku Oku'da 9.90 indiriminde.




Sevgili Fırsatçı,
Onu benden alabileceğini sandın ama kaybettin. Ve şimdi benim olduğuna göre onu elimde tutmak için her şeyi yaparım. Şüphen mi var? Senin olması gereken her şey benim. Olur da merak ediyorsan; aklına bile gelmiyorsun artık. Onu bırakmayacağım… Hem de hiç.
Tehlikeli Kızıl
Leah Smith sonunda istediği her şeye sahiptir. Tam olarak öyle olmasa da. Evliliği, ömür boyu sürecek bir bağlılıktan ziyade daha çok bir borç gibiydi. Oluşturmak için var gücüyle uğraştığı imajı ise gözlerinin önünde dağılıp gidiyordu. Yeni bir rol ve sırlarla dolu geçmişiyle Leah, çaldığı şeye sahip çıkmak için ne kadar ileriye gideceğine karar vermeliydi.

Tehlikeli Kızıl, Love me with lies serisinin ikinci kitabı ve Leah karakterinin ağzından anlatılıyor ki bu bir kitaptan soğuma nedeni oldu benim için. Karakter o kadar itici, o kadar itici ki anlatamam.
İlk kitap Fırsatçı'nın yorumu için sizi buraya alayım ve en baştan uyarıyım ilk kitabı okumayanlar için spoiler içerebilir.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Jay Asher - Ölmek İçin On Üç Sebep || Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Thirteen Reasons Why
Türkçe Adı: Ölmek İçin On Üç Sebep
Yazar: Jay Asher
Çevirmen: Müge Atalay
Sayfa Sayısı: 312
Basım Yılı: Mayıs 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları
Tür: Genç - Yetişkin
Satın Almak İçinD&R | Oku Oku

Geleceği stop tuşu ile durduramazsınız.
Geçmişi geri saramazsınız.
Sırrı öğrenmenin tek yolu
... play'e basmak.
Hannah Baker ölmeden önce birkaç kaset doldurmuştu. İntiharının nedeni olarak gördüğü kişilerin adları bu kasetlerde gizliydi. ClayJensen, Hannah'nın doldurduğu kasetlerle ilgili hiçbir şeye karışmak istemiyordu. Hannah ölmüştü. Sırları da onunla birlikte gömülmeliydi. Ancak Hannah'nın sesi, Clay'e kasetlerde onun da adının geçtiğini söyledi. Clay gece boyunca kasetleri dinledi. ... Öğrendiği şey, hayatını sonsuza dek değiştirecekti. ClayJensen'ın ilk aşkının son sözleri.

Kitap bir kaç gün elimde sürünse de bu kitap kötü olduğundan değil tamamen benim şu sıra içinde bulunduğum isteksizlikten ama dün yarıladıktan sonra uykuya yenik düşmesem bitirecek kadar merak etmiştim kitabı ve bu sabah uyandığımda ilk işim kitaba devam etmek ve onu bitirmek oldu. Zaten konusu inanılmaz ilgimi çektiği için almıştım ve beni yanıltmadığı için mutluyum.

18 Temmuz 2014 Cuma

Stefan Zweig - Bir Kadının Yaşamından 24 Saat | Bir Yüreğin Ölümü || Kitap Yorumu



Orjinal Adı: 24 Stunden aus dem Leben einer Frau
& Untergang eines Herzens
Türkçe Adı: Bir Kadının Yaşımından 24 Saat
& Bir Yüreğin Ölümü
Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Gülperi Sert
Sayfa Sayısı: 128
Basım Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Tür: Öykü 
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku



Stefan Zweig'ın psikolojiye ve Sigmund Freud'un öğretisine duyduğu ilgiyi yansıtan Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı yapıtlarını bir araya getirdiğimiz bu kitap, yazarın öykü sanatındaki olağanüstü becerisini gözler önüne seriyor. İnsan ruhunun en karmaşık duygularından biri olan tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren öyküler bunlar. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, duygularının peşinden korkusuzca giden bir kadının apansız yön değiştiren yaşamını konu ediniyor. Bir Yüreğin Ölümü ise, ruh ikizini Lev Tolstoy'un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç'te bulduğumuz yaşlı bir adamın ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öykülüyor.
Düşsel ve tarihsel karakterler üzerine yazdığı biyografilerinde olduğu kadar öykülerinde de karakterlerini kendine özgü derin, incelikli ruh çözümlemeleriyle betimleyen Zweig'ın bu kitapta buluşturduğumuz iki uzun öyküsü, edebiyat tarihinde Freud'un çözümlediği yapıtlar arasında yer alıyor.

Bu kitabı blogta yorumlayıp yorumlamama arasında gittim geldim çünkü duygularımı iyi ifade edebileceğimden emin değilim. Çoğunluğun aksine Stefan Zweig okumaya Satranç yerine bu kitapla başlamayı tercih ettim. Bir önceki okuma şenliği öykü kategorisine bunu yazmama rağmen okuma fırsatım olmamıştı. Aynı kategori yine karşıma çıkınca yine bunu yazdım ve bu defa öncelik verdim.
Can Yayınları iki öyküyü bir kitapta toplamış ve bize sunmuş.

13 Temmuz 2014 Pazar

Iva Procházkovà - Çıplaklar || Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Die Nackten
Türkçe Adı: Çıplaklar
Yazar: Iva Procházkovà
Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu
Sayfa Sayısı: 326
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: ON8 Kitap
Tür: Genç-Yetişkin
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku



Hayatla çıplak temas... hem çok güzel, hem çok acıtıcı! "Yaşın ilerledikçe, giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. Bütün toplum çıplak kalsaydı, önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık." "Kendini çıplak hissetmiyor musun artık?"Babası yavaşça ve üzgün bir ifadeyle başını iki yana sallıyor."Belki de o kadar çok tabakam yoktur, ama doğrudan temas benim için bir mucize olurdu." "Yani bütün bunlar... şimdi yaşadıklarım... geçecek mi?" "Büyük ihtimalle evet. Maalesef."
Çıplaklık nedir? Giysisizlik mi? Gençlik mi? Ayıp mı?.. Giysilerimizden arınmak, çıplaklığın tek hali mi? Kumaşlara sarındığımız anda sonlanıyor mu çıplaklığımız? Hayat bizi tüm gerçekleriyle çevreler, toplumun gözünde tanımlar, kurallarıyla kısıtlar, normlarıyla biçimler, sistemleriyle düzenler, tenimize nüfuz etmeye çabalarken, mücadeleye çırılçıplak girişmek midir zor olan, katman katman, zırh zırh giyinmek mi? Peki, ya geçince çıplaklığımız; sona erer mi üşümemiz?
Kendin olmak, tenine temas eden hayata karşı ne kadar giyineceğini keşfetmekten, bu hayatın içinde kendini bulmaktan geçer. Belki bulanık bir nehirde, yakınlaşamadığın bedenlerde, yaşama pamuk ipliğiyle bağlı bir dostun varlığında, özüne erişemediğin bir rüyadan uyandığında ya da kendine çizdiğin sınırların ötesine baktığında... Çek yazar Iva Procházková, ergenliğin kaçınılmaz "çıplaklığını" ve hayatın yakıcı "soğuğunu", Berlinli beş gencin kesişen yaşamları üzerinden anlatıyor.


Her ON8 kitabı başka etkiliyor beni. Durup düşündürüyor ne yazsam , ne anlatsam, ne söylesem diye. Kelimeleri içime kitleyip bırakıyor. Sanki söyleyeceğim her şey eksik kalacakmış.hissi yaratıyor. Çıplaklar hayatları bir noktada kesişen beş gencin birbirlerine olan etkilerini, aralarındaki zincir halkaları ilişkisini ele alıyor diyebilirim. Ancak kitaba adını veren 'çıplaklık' cinsel manada bir çıplaklıktan çok zihinsel ve psikolojik çıplaklığı temsil ediyor.

25 Haziran 2014 Çarşamba

GKK Okuma Etkinliği #3 : David Kessler - Kim Olduğunu Biliyorum | Alex Sedaka #1




Orijinal Adı: Mercy
Türkçe Adı: Kim Olduğunu Biliyorum
Seri: Alex Sedaka #1
Yazar: David Kessler
Çevirmen: Zuhal İnal Baycılı
Sayfa Sayısı: 408
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Gizem, Polisiye, Gerilim
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku




Ölüm cezası istemiyle yargılanan Chuck Burrow'un annesi, California valisine, oğlunun idam cezasının kaldırılması için son bir şans verilmesi konusunda ısrar eder. Avukat Alex Sedaka, vali kendisine Bayan Burrow'un tavsiyesini dinleyeceğini bildirdiğinde çok şaşırır.
Bu sayede müvekkilini idamdan kurtarmak için eline mucizevi bir fırsat geçmiştir. Önünde sadece on beş saati vardır ve bu indirim hakkı için Burrow'un cesedi nereye gömdüğünü itiraf etmesi ve cesedin bulunması yeterlidir. Öte yandan Burrow masum olduğunda ısrar etmekte ve hatta kendisini ihbar edenin de sözde katili olduğu kızın ta kendisi olduğunu söylemektedir.
Sedaka, kendisini hem gerçeği açığa çıkarmak için iz peşinde, hem hukukun sınırlarını zorlamak için adalet mercilerinin arasında, hem de büyük bir kumpasın içinde bulur.
Mahkeme salonlarını, adalet sisteminin sorunlarını ve yanlışlarını anlatırken kurduğu akıl almaz öykülerle polisiye edebiyatta devleşen David Kessler ile tanışmaya hazır mısınız ?
John Grisham, Scott Turow, Harlen Coben gibi ustaların izinden giden yazar, her satırında devleşiyor…
Alex Sedaka, yeni kahramanınız olacak…
Bu ay kitap okumak benim için eziyete dönüştü resmen. Hani turlar etkinlikler olmasa kitap okumayacağım nerdeyse. O yüzden Kim Olduğunu Biliyorum da ay başında gelmesine rağmen yorum gününden bir gün önce okumaya zorla başladım ama bu konuda kitabın sonunda kendime inanılmaz kızdım. Nerdeyse bir aydır kütüphanemde muhteşem bir polisiye ve gizem kitabı varmış ve ben elimi bile sürmemişim. Evet yanlış duymadınız MUHTEŞEM BİR POLİSİYE ve GİZEM.

19 Haziran 2014 Perşembe

[GKK Blog Tur] Ben Mikaelsen - Petey | Kitap Yorumu + Beyin Felci Nedir, Ne değildir? + Çekiliş




 Orijinal Adı: Petey
 Türkçe Adı: Petey
 Yazar: Ben Mikaelsen
 Çevirmen: Aslı Anar
 Sayfa Sayısı: 269
 Basım Yılı: 2014
 Dili: Türkçe
 Yayınevi: Beyaz Balina Yayınları
 Tür: Genç-Yetişkin , Gerçek Kurgu
 Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku



Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikâye…
Beyin felciyle doğup doktorların yanlış teşhisleri sonucu zihinsel engelli kabul edilen Petey, iki yaşındayken ailesi tarafından, akıl hastanesine gönderilmek üzere terk edilir. Ufacık yaşında terk edilse de hayata sımsıkı tutunur Petey. Ailesi ondan vazgeçmiştir belki ama o, hayattan vazgeçmez. Yeni evinde şartlar ne kadar ağır olursa olsun mutlu olmak için bir neden bulmakta hiç mi hiç zorlanmaz. Ve bu özelliğiyle etrafındaki herkesi kendine hayran bırakır.
Mevsimler değişir, yıllar geçer; Petey büyür, yaşlanır… Dostları istemeyerek de olsa onu birer birer terk eder. Petey de bir daha incinmemek için artık kimseyle arkadaşlık etmek istemez. Ta ki gönderildiği huzurevinde Trevor Ladd adındaki bir çocukla tanışana dek. Çok geçmeden ayrılmaz iki dost olan bu küçük çocuk ve yaşlı adamın birbirlerinden öğrenecekleri çok şey vardır.

Nerden nasıl başlayıp anlatacağım bilmiyorum ama Petey beni çok etkileyen bir kitap oldu. Hikaye ana karakter Petey'in üstünden anlatılıyor. Yaşadıkları hiç kolay şeyler değil.
İnsanoğlu için birini iteleyip dışlamanın ne kadar kolay ve birini kazanmanın nasıl çaba gerektiren bir eylem olduğunu gözler önüne seriyor. Petey aslında bir çocuk kitabı ancak bir Şeker Portakalı, Küçük Prens, Sol Ayağım ne kadar çocuk kitabıysa o kadar çocuk kitabı. 

13 Haziran 2014 Cuma

Sally Green - Bela | Half Life #1 || Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Half Bad
Türkçe Adı: Bela
Seri: Half Life Trilogy #1
Yazar: Sally Green
Çevirmen: Taylan Taftaf
Sayfa Sayısı: 396
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: DEX
Tür: Fantastik, Genç Yetişkin
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku




Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.
"Karanlık ve tüyler ürperticibir hikaye, unutulmaz bir anakarakter."
-Publishers Weekly-
"İyiyle kötünün sınırlarını zorlayan,korkutucu ve çarpıcı bir kitap. Nathan'ınhayatta kalma savaşı incecik bir ipin ucunda -üstelik bu daha başlangıç."
-Booklist-
"Fazlasıyla iyi ve tehlikeli bir şekilde bağımlılık yapıcı."
-Time-

Kitabı bitireli o kadar oldu ama bilgisayar yokluğu bir yandan tembellik bir yandan derken yorum anca bu zamana kaldı.
Bela, daha çıkmadan övülmeye başlanan bir kitap olmakla beraber DEX ile ülkemize geldiğinde de çok ses getiren bir kitap oldu. Yapılan yorumlar bende inanılmaz merak uyandırmasına sebep oldu. Hele bir goodreads yorumu ohoo hemen okumalıyım falan dedirtti, kapakta güzel olunca yaptığım ilk alışverişte aldım Bela'yı. Abartıldığı kadar güzel miydi? Hayır. Peki kötü bir kitap mıydı ? Hayır.
Neden bilmiyorum ama bir türlü kitaba kendimi kaptıramadım içinde kaybolmadım. Dili akıcı ve güzeldi kolay okunuyor olsada benim için çok ağır akan bir kitap oldu belkide okumak için zamanlamam yanlıştı bilmiyorum.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Veronica Roth - Yandaş (Divergent #3) | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Allegiant
Türkçe Adı: Yandaş
Seri: Divergent #3
Yazar: Veronica Roth
Çevirmen: Uğur Mehter
Sayfa Sayısı: 528
Basım Yılı: Nisan 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları
Tür: Distopya, Genç-Yetişkin
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı




Tek bir seçim
Seni dönüştürebilir

Tek bir seçim
Seni yok edebilir

Tek bir seçim
Kim olduğunu belirler

Birinin korkularını çekip aldığınızda, merhamet duygusunu da almış olursunuz.

Tris Prior'ın bir zamanlar inandığı topluluk sistemi çöküşün eşiğinde. Bu nedenle Tris, yeni bir dünya keşfetme fırsatını tereddütsüz kabul ediyor. Çünkü Tobias'la birlikte çitlerin ötesinde yalanlardan, iç içe geçmiş ilişkilerden ve acı hatıralardan uzak, yeni bir hayat kurma şansı olabilir. Oysa Tris'in öğreneceği gerçekler, ardında bıraktıklarından çok daha tehlikeli. Bildiği her şey anlamını hızla yitirirken, Tris insanın karmaşık doğasını anlamak için savaşmak zorunda. Tabii cesaret, dostluk, fedakârlık ve aşk gibi imkânsız seçimlerle de karşı karşıya.


 Öncelikle Uyumsuz serisi herhalde en hızlı bitirdiğim seri olarak kayıtlara geçebilir. Bunun dışında en başından uyarıyorum ki spoiler içerebilir değil bildiğiniz spoi kuscam. Yorum yapmak için baya bir bekledim sakinleşeyim yatışayım Veronica'yı anlamak için bir sebep bulayım dedim ama yok! Yok, yok, yok! Neden güzelim iki kitabın ardından kitabın akışını raydan çıkmış tren gibi değiştirir bir yazar anlayamıyorum. Hele o son! Öyle bir son yazmış ki kadın tren kazası gibi.  Kitap hem iyi hem kötü, hem güzel hem çirkin karmakarışık yani.

8 Mayıs 2014 Perşembe

GKK Okuma Etkinliği #2 ; Daniel Höra - Buraya Kadarmış | Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Gedisst
Türkçe Adı: Buraya Kadarmış
Yazar: Daniel Höra
Çevirmen: Dilman Muradoğlu
Sayfa Sayısı: 228
Basım Yılı: Mart 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: ON8 Kitap
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı


Bir genç için yargısız infazdan kurtuluş var mıdır?
"Apartman kapısı açıldığında çığlıklar yükseldi. Herkes bize doğru koşmaya başladı. Flaşlar patlıyordu. Alt kat komşumuz yolumuza çıktı ve çekebildiği kadar fotoğraf çekti. Çekil şuradan! diye bağırdı bir polis ve kadını itekledi. Bir başkası da, elinde video kamerasıyla bir süre daha bize eşlik etti. Polis otosuna girdiğimizde, gazeteciler aç kurtlar gibi birbirini itekliyordu. Ünlü olmaktan yavaş yavaş sıkılmaya başlamıştım."
Doğu Almanya. Kendi haline terk edilmiş; Batının sırt döndüğü, köhnemiş bir yaşam alanı. Boşalmış binalar insansızlıkla eskirken, büyük kentin kıyısında kalan insanlar da verimsiz bir rutinin renksizliğinde kuruyor. Devlet yardımlarıyla boğaz tokluğuna günler, küçük işlerle zorlanan umutlar, yitirilen hayaller... Eski apartman bloklarının gençleri, gençliklerini yaşatmak üzere bir arada, ortak duygu ve sembollerle, ama en önemlisi de "kankalıklarıyla" var olmaya çalışıyor. Yarınlara fazla takılmadan, bugünü de boş bırakmadan. Alex de bu yarınsızlar tayfasının bir parçasıydı. Ta ki, bir suçun çok yakınında bulunup, ihtiyatsızlığıyla iz bırakıp, tüm kuşkuları üzerine çekene kadar. Şimdi mesele, kime tutunup kime sırt döneceğini bilmekte.
Önyargıların ve toplumsal etiketlerin, adalet terazisindeki ağırlığı nedir? Sanığı yargılayacak hâkim, mahkemedeki midir, yoksa elinde çamuru tutan mı? Alex sert bir rüzgârla savrulmanın eşiğinde; kime tutunacağı belirsiz. Gerçek bir olaydan esinlenen Daniel Höra, adaletin aksayan çarklarına karşı bir gencin mücadelesini anlatıyor.
1965de, Almanya, Hannoverde doğan ve kent merkezinden uzakta yetişen Daniel Höra, farklı farklı işlerde çalıştı. Okuldan sonra mobilya taşımacılığı, yaşlı bakıcılığı, montaj işleri ve taksi şoförlüğü yaptı. Yarım bıraktığı lise eğitimini çok sonra tamamladı. Bir dönem TV editörlüğü de yapan Höra, 2001de yayımlanan ilk romanı Mora!nın ardından, Doğu Almanyada cinayet işlediğinden kuşkulanılan bir genci anlatan romanı Buraya Kadarmış (Gedisst, 2009) ile tanındı ve ertesi yıl Hansjörg-Martin Ödülüne aday gösterildi. 2010da yayımlanan üçüncü kitabı Das Ende der Welt (Dünyanın Sonu), bir felaketin sonrasını anlatan bir distopya. Bugün ailesiyle birlikte Berlinde yaşayan yazarın son romanı Braune Erde (Kahverengi Toprak, 2012), yayımlandığı yıl Almanyada kitapçıların En İyi 100 Gençlik Kitabı listesinde yer aldı.

Evet okuma etkinliğimiz de bir ON8 kitabı ile karşınızdayız. Başıma gelen onca aksilikten sonra etkinliğe katılamıcam diye çok korktum ama neyse ki bir şekilde hallettim. ^^ Neyse gelelim kitabımıza;
Buraya Kadarmış sade bir dile sahip akıcı bir kitap. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz ama içinize dokunan konusu bu kadar kolay akıp gitmiyor.

26 Nisan 2014 Cumartesi

[GKK Blog Tur] Gülşah Elikbank - Aşkın Gölgesi || Kitap Yorumu

Aşka ikinci bir şans ver!

Kitabın Adı: Aşkın Gölgesi
Yazar: Gülşah Elikbank
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 337
Basım Yılı: Nisan 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Tür: Günümüz Aşk , Dram
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı



Geçmişin peşini bırakmadığı bir kadın ve zamana direnen bir aşk…
Edebiyat profesörü ve yazar olan Esma, kocası öldükten sonra kızı Ece ile birlikte Berlin de yaşamaya başlar. Sürekli annesiyle sorunlar yaşayan on yedi yaşındaki kızı Ece, bir gün bodrumda bir kitap bulur ve o kitapla birlikte annesini hiç tanımadığını fark eder. Bu kitabı bulmasının ardından Ece ve annesi Esma'nın hayatı hiç beklemedikleri şekilde değişecektir.
Gülşah Elikbank'ın kaleme aldığı ve dokuz ülkede yayımlanan romanı Aşkın Gölgesi, aile, arkadaşlık ve aşk üzerine yazılmış, insanın içini ısıtan sıcacık ve etkileyici bir roman. 
Öncelikle kitabı çok sevdim bir - iki tane rahatsız eden nokta oldu beni ama genel olarak bakıldığında güzel bir kitaptı. Yer yer gözyaşlarıma hakim olamadım okurken. Yazarın akıcı dili sayesinde hiç sıkmadan akıp gidiyor kitap ve nasıl bittiğini anlamadan kalakalıyorsunuz öyle.
Ece bodrumda eski bir kitap bulur ve merakına yenilerek onu okumaya başlar. Okudukça farkeder ki kitapta Zeynep adı ile anlatılan karakter annesi Esma'dan başkası değildir. Kitap sayesinde Ece, annesinin bilinmeyen sırlarını, o donuk bakışlarının altındaki yaşanmışlıklara ışık tutar.
Kitap Zeynep (yani Esma) ile Ahmet'in ilişkilerinin başlaması ile başlıyor ve onların o sonsuz aşkını soluksuz şekilde anlatıyor.

Esma sorunlu bir ailede büyümüştür, babası onları terkedip başka biriyle evlenmiş üstelik çocuk yapmıştır. Babasından yediği bu darbe Esma'yı erkeklere karşı biraz daha mesafeli kılmış, insanlara olan güvenini yok etmiştir diyebilirim. Buna rağmen Ahmet Esma'nın kalbini kazanmaya çalışmaktan hiç vazgeçmez ve sonunda istediğine ulaşır. Okulun örnek çiftleri olur ya hani bunlar kesin evlenir gözüyle bakılan tipler işte Ahmet ve Esma'da tam olarak bu çiftlerden olmuştur. Kitapta Esma ile Ahmet'in aşkının anlatıldığı kısımlar biraz iç baysa da Ahmet'in babasının ölümüyle onların hikayesi bambaşka yöne kayar. Ayrıntıları anlatıp kitabın tadını ve heyecanını kaçırmak istemiyorum ama dürüst olmak gerekirse Esma'nın başına gelmeyen kalmaz yani. 
Babasından uzak büyümüş, babası yüzünden diğer erkeklere güveni sarsılmış biri olarak bu satırları okurken ağlamadan edemedim. Sanki kendi hikayemi, kendi satırlarımı okurmuşcasına içlendim.
 Aşkın Gölgesi için aşk kitabı deyip sıyrılamıyor insan çünkü anlatılan bir aşk hikayesinden, bir ilişki çıkmazlarından çok farklı şeyler. İnsan okurken hayatın nasıl ufacık bir şeyle alt üst olacağını görüyor. Baba sevgisinin ne kadar önemli olduğunu görüyor en önemlisi dostluğun önemini ve güzelliğini görüyor. Çok yönlü bir kitap olması da ayrıca sevdiğim yönlerinden biri oldu.
Ancak sonu çok ucu açık bitti. Bilmiyorum aklımda soru işaretleri bırakan eksik hissettiren bir son vardı kitapta. Belki de yazar bizim insiyatifimize ve hayal gücümüze bıraktı bazı şeyleri.
Tüm her şey bir kenara insanın içini sıcacık yapan ve kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı.
Bu güzel kitabı imzalı olarak kazanmak için tık.

Bu bir aşk hikâyesi. Kırık dökük... kimi an soluk soluğa, kimi an inanılmayacak zorlukta. Sonu... sonu  başından  belliydi  işte  ama  sonunu  bilerek, acısını  hissederek  kapılmaz  mısınız  siz  hiç  aşkın büyüsüne? 
Sayfa 13 


Çocukken defterime çizdiğim kalplerden geçirdiğim oklar gerçek sanki. Kalbimin orta yerine saplanıp kaldı hepsi. Kan yerine gözyaşı akıyor yüreğimden.
Sayfa 146 



-25 Nisan - 1 Mayıs Tur Takvimi-
25 Nisan : Kitap + Yazar Tanıtımı 
26 Nisan : Mavi Uçurum | Kitap Yorumu + Yazarın Diğer Kitapları
27 Nisan : Vera'nın Rüya Kitaplığı | Kitap Yorumu + Alıntılar
28 Nisan : Bir Kitap Delisinin Günlüğü | Kitap Yorumu + Annenizin hiç bilmediğiniz yönlerini öğrenseniz ne yapardınız?
29 Nisan : Ejderha Camı | Kitap Yorumu + Şarkı Listesi
30 Nisan : Okur Yazar | Kitap Yorumu + Tanıtım Filmi
1 Mayıs : Kitap Kokusu | Kitap Yorumu + Yazarla Röportaj


Destekleri için Yabancı Yayınlarına teşekkür ederim/z.

Şebnem Burcuoğlu - Kocan Kadar Konuş || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Kocan Kadar Konuş
Yazar: Şebnem Burcuoğlu
Çevirmen:-
Sayfa Sayısı: 220
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: DEX
Tür: Çiklit, Romans
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı



"Türkiyede kadınların DNAlarına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş atasözü, anneannem Peykerin lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.
Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"
Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.
Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…


Uzuuuuuuuun zamandır  böylesi gülerek kitap okumamıştım. Başladığınız andan itibaren klasik Türk aile yapısının içinde mücadele veren Efsun'un hayatına konuk oluyoruz. Efsun sıradan bir ana karakter değil bunu söylemem gerek. Eğer sizde evliliğe uzaktan bakıp, manyaklar gibi erkenden çatır çatır evlenen arkadaşlarınızı anlamakta güçlük çekiyorsanız. Sizde birer Efsun'sunuz diyebilirim. 

22 Nisan 2014 Salı

Janne Teller - Ağaçtaki || Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Nothing
Türkçe Adı: Ağaçtaki
Yazar: Janne Teller
Çevirmen: Abdulgani Çıtırıkkaya
Sayfa Sayısı: 184
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: ON8 Kitap
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı



"Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!" Sesini bir ton daha yükseltip, "Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!" dedi. İşte o an, Pierre Anthon'u o erik ağacından bir an önce indirmemiz gerektiğini anladık. Hayatlarımız niçin sonu gelmez bir anlam arayışı üzerine kurulu? Yaptığımız işleri, verdiğimiz kararları, sürdürdüğümüz ilişkileri sürekli bir anlam terazisinde tartmamız neden? Anlam gerçekten o kadar önemli, adının yansıttığı kadar "anlamlı" bir şey mi? Yoksa toplumca kafayı anlamla bozduk da, bu takıntımızın farkında mı değiliz? Öyle ya da böyle, Danimarkalı bir grup genç, "anlam" denen şeyi feda etmemeye kararlı! İzin vermeyecekleri bir şey varsa, o da "her şey"in "hiçbir şey", "birileri"nin de "hiç kimse" olduğunun kendilerine dayatılması!
Her gün yapmakta olduklarımız, üstünde fazla kafa yormadan sürdürdüklerimiz, bir şey ya da biri olmak için... Ya günün birinde, "Her şey anlamsız," diyen biri çıksa, buna ne kadar dayanabiliriz? Yayımlandığından bu yana tüm dünyada gençlerin büyük ilgisini toplayan ve çeşitli dillere çevrilen romanda, Danimarkalı yazar Janne Teller, naiflikle gerçekliğin arasında, kan dondurucu bir nihilizmin sınırlarında geziyor! 


 Hiçbir şeyin anlamı yok. Zaten epeydir biliyordum bunu. Ama şimdi farkediyorum ki, bir şey yapmanında anlamı yok.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Jojo Moyes - Senden Önce Ben || Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Me Before You
Türkçe Adı: Senden Önce Ben
Yazar: Jojo Moyes
Çevirmen: Ayşe Görür
Sayfa Sayısı: 480
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus
Tür: Yetişkin, Romantik
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı




Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...
Yaşamın ince detayları Loudan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...
Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.
Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lounun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?
Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...

Ne yazsam kitap için ne söylesem gerçekten bilmiyorum. Senden Önce Ben, çıktığı andan itibaren çok ses getiren bir kitaptı.  Herkesin öve öve bitiremediği kitaplardan biriydi. Baya önce bende Jojo Moyes'in iki kitabını da aldım ama elim gitmiyordu bir türlü kısmet okuma şenliğine imiş. Kitabı az önce bitirdim evet gerçekten etkilendim ama ama ama.

10 Nisan 2014 Perşembe

GKK Okuma Etkinliği #1 ; Edith Wharton - Masumiyet Çağı | Yorum + Ön Okuma


Orijinal Adı: The Age of Innocence
Türkçe Adı: Masumiyet Çağı
Yazar: Edith Wharton
Sayfa Sayısı: 334
Basım Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Edebiyat, Aşk
Satın Almak İçin; D&R | Kitap Sihirbazı



Kendisini kıta Avrupa'sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa'dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı.
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu.
May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer'ın kalbi ise Madam Olenska'daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer'a duyduğu sevgiden...
Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti?
Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika'da da Avrupa'da da aşktı...
Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından biri olan Edith Wharton, aşkın masumiyetini anlatırken bu yoldaki her türlü gizli kapaklı işi kabul edilebilir sayan Amerikan toplumuna da eleştiri getirmekten alamıyor kendisini. Pulitzer Ödüllü bu romanı okurken May'in acısını yaşayacak, Archer için endişelenecek ve Madam Olenska'nın durumuna şaşıracaksınız.
20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli kadın yazarlarının başında gelen Edith Wharton, dünyadaki ününü Masumiyet Çağı adlı kitabına borçludur. Yayınlandığı andan itibaren artan bir şekilde ilgi görmüş olan bu kitap yazarına Pulitzer Edebiyat Ödülünü de kazanmıştır.

Evet ilk okuma etkinliğinin heyecanı bana ilk tur heyecanını hatırlattı. Ve o zaman ki telaşlarımızı hatırlıyorum da sanırım baya yol kat ettik.
Şöyle bir gerçek var ki kitap okumayı ne kadar çok seversem seveyim hep klasiklerden kaçan bir okuyucu oldum. Bu Türk edebiyatında da böyle oldu dünya edebiyatında da. Okumaya çalışırken sanki hiç bitmeyecekmiş de beni bitirecekmiş gibi hissederim. Dürüst olmak gerekirse Masumiyet Çağı'nın ilk sayfaları da beni biraz o duyguya sürükledi. Ama ! Ama! Ama! Bazen sabretmek hayırlı bir iş olabiliyor ki bende sabredip ilk sayfaları geçtikten sonra çok güzel bir kitap beni bekliyordu.

Kitabın konusuna gelirsek ; aslına bakarsak kitap bir aşk üçgeni etrafında şekilleniyor ama bu öyle sıradan bir aşk üçgeni değil. Şöyle ki yaşanan olaylar günümüz New York'un da yaşansaydı her şey öylesine sıradan olurdu ki ancaaaaaaaaaak bundan  seneler önceki New York'u düşünün üstelik o New York'un soylu ailelerinden birilerine mensup olduğunuzu düşünün işte o zaman işler biraz karışıyor.
Şöyle ki baş karakter diyebileceğim beyefendi Newland Archer, esas kızımız May Wallend ile hayatını birleştirmeye karar verir ve nişanlanırlar. Üstelik ikisi de dışarıdan bakıldığında dünyanın en mutlu insanları gibi gözükmektedir. Ve bu mutluluklarını nişanlandıklarını yakın çevrelerine duyurarak ikiye katlamayı planladıkları dönemde Kontes Olenska (kendisi esas kızımızın kuzeni olur aynı zamanda) Avrupa'dan çıkar gelir.Üstelik öyle alelade bir ziyarete de gelmiş değildir Ellen yani Kontesimiz kocası ile boşanmaya kadar varacak sorunlar yaşamaktadır. Ancak yorumun başında da dediğim gibi o dönemin New York'un da, sıkı kurallar ve ELALEM NE DER?! kafası yaşandığından 'boşanma' eylemi o zamanlarda hoş karşılanan bir durum değildi. Ve karşılanmadı da, Ellen sosyetenin dedikodu kazanına düştü ve kötü kadın ilan edildi.

Bu durumda Kontes Olenska'nın tüm yakınları ona boşanmanın yanlış olduğunu ve vazgeçmesini söyler ve bu yakınlar listesine trajikomik şekilde Newland Archer da dahil olur. Newland belli belirsiz sıklıklarla ziyaret edip boşanmasının yanlış olduğunu ve kaybedeceklerini sürekli kadına empoze eder. Yaptığı işte de başarılı olur ve Ellen'i boşanmaktan vazgeçirir. Ancak bu verdirdiği karar tabir-i cazise ikisinin de ipini çeker. Çünkü Newland, Ellen'a aşık olmuştur ancak artık bazı şeylerin geri dönüşü yoktur. Yapılan seçimler, vazgeçilen ve vazgeçilmeyen şeyler ve tüm bunların sonuçlarını kitabı  okuyarak öğreneceksiniz elbette.

Ancak söylemden edemeyeceğim kesinlikle kitapta en sinir olduğun karakter Newland Acher'dı. Hayatımda bu kadar gel-gitlere sahip uyuz bir karakter daha görmedim ben.

Desteklerinden dolayı Altın Bilek Yayınları'n a teşekkür ederim/z.


Ön Okuma:


1 Nisan 2014 Salı

İbrahim Öksüz - Evvel Sevda İçinde || Kitap Yorumu



Kitabın Adı: Evvel Sevda İçinde
Yazar: İbrahim Öksüz
Çevirmen: - 
Sayfa Sayısı: 96
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Kolektif Kitap
Tür: Şiir





Bir evde çiçek varsa şiir de var demektir.
Onlar sadece yerlerini sevmez, sana aşkı da sevdirir.
Evin içinde akan ırmağı hissedebilirsin ama sesini duyamazsın.
Beri yandan duvar saatinin çıkardığı ses sana sürekli bir masal anlatır.
"Evvel Sevda İçinde, çok güzel bir kız varmış. hani sonsuza bir eklersen sen olur ya, işte o kadar güzel," diye başlayan.
Kendi masalının bir varmışını bu kitapta bulacaksın.
Bir de bakacaksın, şiirlerde biri yokmuş...


"Şiir akılda kalandır, akılda kalması dileğiyle" yazmış İbrahim bey kitabın ilk sayfasına not olarak. Emin olabilir ki kitabı akıldan öte içe işleyen bir kitap olmuş.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...