Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2014 Cuma

Stefan Zweig - Bir Kadının Yaşamından 24 Saat | Bir Yüreğin Ölümü || Kitap Yorumu



Orjinal Adı: 24 Stunden aus dem Leben einer Frau
& Untergang eines Herzens
Türkçe Adı: Bir Kadının Yaşımından 24 Saat
& Bir Yüreğin Ölümü
Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Gülperi Sert
Sayfa Sayısı: 128
Basım Yılı: 2009
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Tür: Öykü 
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku



Stefan Zweig'ın psikolojiye ve Sigmund Freud'un öğretisine duyduğu ilgiyi yansıtan Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı yapıtlarını bir araya getirdiğimiz bu kitap, yazarın öykü sanatındaki olağanüstü becerisini gözler önüne seriyor. İnsan ruhunun en karmaşık duygularından biri olan tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren öyküler bunlar. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, duygularının peşinden korkusuzca giden bir kadının apansız yön değiştiren yaşamını konu ediniyor. Bir Yüreğin Ölümü ise, ruh ikizini Lev Tolstoy'un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç'te bulduğumuz yaşlı bir adamın ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öykülüyor.
Düşsel ve tarihsel karakterler üzerine yazdığı biyografilerinde olduğu kadar öykülerinde de karakterlerini kendine özgü derin, incelikli ruh çözümlemeleriyle betimleyen Zweig'ın bu kitapta buluşturduğumuz iki uzun öyküsü, edebiyat tarihinde Freud'un çözümlediği yapıtlar arasında yer alıyor.

Bu kitabı blogta yorumlayıp yorumlamama arasında gittim geldim çünkü duygularımı iyi ifade edebileceğimden emin değilim. Çoğunluğun aksine Stefan Zweig okumaya Satranç yerine bu kitapla başlamayı tercih ettim. Bir önceki okuma şenliği öykü kategorisine bunu yazmama rağmen okuma fırsatım olmamıştı. Aynı kategori yine karşıma çıkınca yine bunu yazdım ve bu defa öncelik verdim.
Can Yayınları iki öyküyü bir kitapta toplamış ve bize sunmuş.

18 Nisan 2014 Cuma

Erdal Öz - Gülünün Solduğu Akşam || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Gülünün Solduğu Akşam
Yazar: Gülünün Solduğu Akşam
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 304
Basım Yılı: 1986
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Tür: Anı , Günlük
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı





"Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil" ve daha niceleri. Mamak Askeri Cezaevinde bu çocukların çoğuyla konuşmuştum. Denizle anlaştığımız gibi, tuttuğum notlardan yola çıkarak bir roman yazacaktım. Sorduğum sorularla onları sürekli küçük ayrıntılara yöneltmeye çalışmıştım. Roman, bu ayrıntılardan doğup gelişecekti. Ne yazık ki iş yarım kaldı. Hele belgesel bir roman için elimdeki notların yetersizliğini görünce böyle bir çalışmaya girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Yıllar sonra, bir başka biçimlemeyle, sonunda oluşturabildim bu kitabı. Gülünün Solduğu Akşam, serüven dolu sürükleyici bir roman gibi de okunabilir. Ama acı ve hüzün yüklü bir kitap olduğu da bilinmelidir. Anı, belge, anlatı karışımı bu kitabı dilerseniz bir roman gibi okuyun; yeter ki sizde bırakacağı hüzün kalıcı olsun.
-Erdal Öz-
Herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam.
Hayatım boyunca siyasetten , sağdan soldan uzak yaşadım. Benim aksime annem koyu solcudur. Onun sayesinde çok şey duymuş, öğrenmişimdir ancak ne zaman merak edip bir şey sorduğum da bana hep kulaktan dolma bilgilerle öğrenme hiçbir zaman aç araştır öğren demiştir. Böyle böyle okumuş, öğrenmiştim her şeyi. 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Paulo Coelho - Veronika Ölmek İstiyor || Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Veronika Decide Morrer
Türkçe Adı: Veronika Ölmek İstiyor
Yazarın Adı: Paulo Coelho
Çevirmen: Haldun Pamir
Sayfa Sayısı: 203
Baskı Yılı: 2000
Dili: Türkçe

Yayınevi: Can Yayınları


Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.
-Değerlendirmem-
Veronika Ölmek İstiyor benim ikinci Paulo Coelho kitabım ama sanki okuduğum iki kitabı aynı adam yazmamış. Önceliği Zahir'e vermiştim ama açıkcası kitap beni fena baymıştı. Veronika Ölmek İstiyor ise bunun aksine daha ilk sayfadan beni eline alıp içine çeken bir kitap oldu. Kitabı okurken talihsiz bir kaza ile ayağımı yakıp can acısından 3-4 gün kelime okuyamasam da.
 Acım geçtikten sonra 2 günde bitirdim. Öyle sürüklüyor film tadında bir kitaptı diyebilirim. Kitabı bitirip yazımı yazmak için görsel bakarken filmi olduğunu da gördüm ve oturdum izledim.İzlenebilir bir uyarlama olsa da bilmiyorum nedendir kitaptan uyarlama filmlerde hep bir eksiklik sezerim belki de benim hayal dünyamdan uzak oldukları için. Ama buda bana eksik geldi zaten kitapla birebir olduğunu söyleyemem. Kısmi değişiklikler yapılmış. Onun dışında oyunculuklara lafım yok ama intihar sahnesi bana duyguyu yaşatamadı. Kitapta bile daha iyi bir tasvir yapılmıştı.
O yüzden öneri olarak her zamanki gibi kitabı okumadan filmi izleyipte kitap hakkında kendinize ön yargı edinmeyin.
 -Spoiler İçerir-

Gelelim kitabın asıl yorumuna;
Gerçek anlamda hiç sıkılmadan okuduğum ve bitmesin istediğim kitaplar arasına girdi.Ki bu kitap sayesinde Paulo Coelho kitaplarına bir şans daha verebileceğimi anladım. 
Veronika 24 yaşında ve hayatın monotonluğundan sıkılır ve ölmeye karar verir. Uyku ilaçları ile birlikte içki içerek gözlerini bir daha açmamak isteyerek hayata kapar ancak işler hiçte onun istediği gibi gitmez. Gözlerini tekrar açtığında kendini bir akıl hastanesin de bulur. Veronika'ya içtiği ilaçlar sebebiyle kalp krizi geçirdiği ve kalbinin geri dönüşümü olmayan bir hasar gördüğünü ve en fazla 1 hafta içinde öleceğini anlatırlar. 
Veronika öleceğini duyduğunda sevinmiş olsa da 1 hafta içinde yaşadıkları olaylar, tanıştığı insanlar Veronika'ya hayatın hala yaşanabilir olduğunu gösterir. Ve en kötüsü Veronika bu 1 hafta içerisinde hiç yaşamadığı gerçek aşkı tadar.
Kitap sonunda ters köşe yapıp okuyucu şaşırtan bir sonla karşılıyor.

Puanım: 5/5


-Altı Çizili Cümleler-

  • "Tanrı varsa,ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum,insan aklının sınırları olduğunu da bilir.Yoksulluğu,haksızlığı,açgözlülüğü,yapayalnızlığı,bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe,ama sonuçlar bir felaket.Tanrı varsa,bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır,hatta bizleri burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir." 
  • Gövdem de sizin gördüğünüz değişikliklerle hiçbir ilgisi yok olanların. Olan her şey ruhumda oluyor.
  • O hapları aldığımda nefret ettiğim birini öldürmeye çalışıyordum. İçimde başka, sevilebileceğim Veronikalar olduğunu bilmiyordum.
  • Müzik adamın uzak dünyasına, aydan bile ötelerde sakladığı dünyasına bile ulaşabiliyordu; müzik mucizeler yaratabilirdi.
  • İkide bir onu rahatsız ederim, bunun canını sıkacağım diye düşünmesene. İnsanların hoşuna gitmiyorsa şikayette bulunabilirler. Şikayet edecek cesaretleri yoksa, bu onların sorunu.
  • * Gerçek ben nedir? - "İçindeki sen, başkalarının biçimlendirmediği sen."
  • "O kadar müthiş bir güzellik yaşadım ki, her yerde aşkı görüyorum, bir şizofrenin gözlerinde bile."
- Filmden-


























Filmde Veronika'nın piyano çaldığı kısım beni pek etkiledi.
Dinlemek için tıklayınız.

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Jose Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı || Kitap Yorumu

Orjinal Adı: O Meu Pe de Laranja Lima
Türkçe Adı: Şeker Portakalı 
Yazarın Adı: Jose Mauro De Vasconcelos
Çevirmen:  Aydın Emeç
Sayfa Sayısı: 208
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe

Yayınevi: Can Yayınları

Arka Kapak:

Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelosun başyapıtı Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelosun çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zezenin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler.

Aydın Emeçin, güzel Türkçesiyle dilimize armağan ettiği Şeker Portakalının başkahramanı Zezenin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek adlı romanlarında izleyebilirsiniz.


Değerlendirmem: Herkesler  gibi  çocukluğumda  okudum  tekrar  okuyorum  diyemicem  maalesef  kitabı  uzun  senelerdir  duyup  senelerdir  de  kütüphanemde  durduğu  halde  okumadım.  Neden  bende  bilmiyorum.  Ama  okuma  şenliği  kapsamında  Zeze  ile  de  tanışmış  oldum.  Ve  kendime  çok  kızdım  bu  kadar  geç  kaldım  diye. Kitapta 5  yaşındaki  bir  çocuğun  tertemiz  kalbi  ile  delidolu  ruhu  arasında  gidip  gelen  hayatına  konuk  olurken  bir  anda  o  hayatın  bir  parçası  oluyorsunuz.  Yoksulluğun  bir  çocuğu  nasıl  olgunlaştırdığını  görüyorsunuz.  Yaşadığı  acıları  kendi  acınız mış  gibi  hissedip  yüreğiniz  burkuluyor.  Yine  onun  mutluluklarıyla  mutlu  oluyorsunuz.  Öyle  güzel  bir  çocuk  ki  karşıınızda  ki  hayran  olmamak  elde  değil.  O  hayal  dünyasında  kaybolmak..  Her  şeyin  dışında  kitapta  öylesine  büyük  bir  dostluğa  şahit  oluyorsunuz  ki.  

Ancak  sonlarda  yaşadığı  büyük  acı  içinize  oturuyor.  Gözlerimden  akan  yaşlara  engel  olamadım.
Onu  bunca  sene  ihmal  ettiiğim  için  Zeze'den  özür  diliyorum.  En  kısa  zamanda  Güneşi  Uyandıralım  ve  Delifişek'i  de  okuyacağım.  İçinizde  benim  gibi  'hala'  okumamış  olan  varsa  bir  an  önce  okusun ,  pişman  olmayacak  kesinlikle.
Puanım:5/5

Altı  Çizili  Cümleler:



  • Kimseden  hiçbir  şey  beklemiyorum.  Böylece  hayal  kırıklığına  da  uğramamış  oluyorum.  (Syf  47)
  • Uyuyalım.  İnsan  uyudu  mu her  şeyi  unutur.  (Syf  49) 
  • Bazen  büyük  insanları anlamak  ne  güç  oluyordu!  (Syf  62)

Etkinlik  kapsamındaki  2.  kitabımı  da  bitirmiş  bulunuyorum.

Bir  de  bunu  dinleyin!!




21 Temmuz 2013 Pazar

Albert Camus - Tersi ve Yüzü || Kitap Yorumu

Orjinal Adı :  L'Envers et L'Endroit 
Tükrçe Adı: Tersi ve Yüzü 
Yazar: Albert Camus
Çevirmen: Tahsin Yücel
Sayfa Sayısı: 80
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe

Yayınevi: Can Yayınları

Arka Kapak:

"Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parainin söylemek istediğini anlıyorum.Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor, haksız da değil... Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri, yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı, sonra hemen hemen bütün zayıflıklarımı tanıyarak kendi hakkımda bilgi edindim... Herkes gibi ben de düşlerim bazı bazı. Ama iki sakin melek onun eşiğinden hiçbir zaman geçirmediler beni; biri dostum yüzünü gösterir, öbürü düşmanın suratını. Evet, bütün bunları biliyorum, aşkın neye patladığını da öğrendim ya da aşağı yukarı. Ama yaşamın kendisi hakkında, "Tersi ve Yüzü"nde acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum."






Değerlendirmem:

Kitap yazarın 20'li yaşlarda yazdığı denemelerden oluşuyor. Ama o yaşlarda dahi nasıl büyük bir yazar olacağının ıspatı gibi.  Kitap bittiğin de bunları 2o'li yaşlarda toy bir gencin yazıdğına inanamayacaksınız.
Zaten kısa bir kitap olduğu için içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Ama içinizde bir yerlere dokunacağından eminim.
Bu arada Tersi ve Yüzü benim okuduğum 2. Camus kitabı ve  kendime durup soruyorum neden bu kadar geç kaldın diye?
Kesinlikle herkesin okuması gereken yazarlardan.
Tersi ve Yüzü ile birlikte Okuma Şenliği kapsamındaki ilk kitabımı da bitirmiş bulunuyorum (:

Puanım:5/4


Altı Çizili Cümleler:



  • - .. yarın herşey değişecek, yarın. Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de , tüm öteki günler de. Ve bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadıgı için öldürür insan kendini ya da , gençse, tümceler kurar.
  • -Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun bu basitliği şaşırttı beni. 
  • - Karşılaşılan her varlık, bu sokağın her kokusu, her şey, her şey sonsuzca sevmeye bir bahane benim için.. - artık yalnız olmasını bilmeyen kişi için bir o kadar dayanak.
  • - Yaşam umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur. 
Çok uygun bir fiyata burdan satın alabilirsiniz.




21 Nisan 2013 Pazar

Sylvia Plath - Sırça Fanus || Kitap Yorumu

Uzun zamandır yazıcam kitap hakkında ama sanki üstümde bir kaya varmış gibi. Gözümde büyüdü durdu kısmet bu geceye imiş.

Sırça Fanus, 20. yüzyıl edebiyatının efsane yazarlarından Sylvia Plath’ in tek romanı. İlk kez 1963’te yayımlanan kitap, Plath’in kendi gençlik bunalımlarından yola çıkan, büyük ölçüde özyaşamöyküsel bir yapıt. Amerikalı aydınlar üzerinde acımasız bir baskı kuran McCarthy döneminde, üniversite öğrencisi genç bir kızın zihinsel rahatsızlığını, intihar girişimini ve yeniden yaşama dönme uğraşını anlatır Sırça Fanus. Ne var ki, Plath’in şaşırtıcı akıcılıktaki üslubu, ayrıntılara inen keskin gözlemciliği ve kurgulama ustalığı, Sırça Fanus’u iç karartıcı bir bunalım romanı olmaktan çıkarır, insan ruhunun derinliklerinde cesaretle gezinen eleştirel bir yapıta dönüştürür. Şiirleri ve öykülerinde de yabancılaşma, ölüm ve kendini yok etme temalarını işlemiş olan Plath, bu romanın yayımlanmasından bir ay sonra, otuz bir yaşında, yaşamına kendi eliyle son vermiştir.
(Arka Kapak)
Orjinal İsmi ; The Bell Jar
272 Sayfa.

Sylvia Plath'ın bu romanını daha önce bir çok yerde görmeme rağmen üstümde hiç merak uyandırmamıştı. Taa ki Nilgün Marmara'nın Sylvia araştırmalarına rastlayana kadar. Kısacası kitabı merak etmek için piyasadan tamamen kalkmasını, bitmesini beklemişim. Hiçbir yerde bulamadıktan sonra en son 2. el olarak almayı düşündüm. Zaten severim eski kitapları, yaşanmışlıkları. Sonunda buldum aldım.
Anlatımı, dili sade. Okumakta zorluk çekmezsiniz kesinlikle.
~*~
Kitapta bir insanın iç dünyasında yolculuk ediyorsunuz ve bu insanın Sylvia olması da ayrı cezbedici. Ucundan bucağından onun hayatına dokunabilmek, biraz olsun anlayabilmek güzel hissettiriyor.
Ester Greenwood'un yapabildikleri , yapamadıkları kısacası hayatındaki iniş çıkışlara tanık oluyor. Onunla beraber zirveye çıkıp onunla beraber dibe batıyorsunuz kitapta. Herkes zaman zaman kendini bir fanusa kapatılmışcasına boğuluyorken bulmaz mı? 
Gerçek hayata gözlerimizi çevirdiğimiz de Sylvia Plath tıpkı Ester gibi sırça fanusunda nefes alamayanlardandı. Ama o buna daha fazla katlanamayıp hayatına son vermeyi seçti.
Kitabın ilk basımın da Sylvia kitabı edebi açıdan yeterli bulmayıp takma bir isimle yayınlamıştır. Oysa şimdi bu kitap herkesin başucunda tutacağı eşsiz kitaplardan biri.
Bir acının büyük başarısı yani.
Puanım:5/4.5
~*~
Kitaptan alıntılar;

“Sırça Fanus'un içinde ölü bir bebek gibi; tıkanıp kalmış biri için, dünyanın kendisi iyi olmayan bir düş.”
~*~
“Korkulu bir rüya görmek yerine, uyanık kalmak çok daha iyidir.”
~*~
Ester ; Bir kadının bir erkekte bulamayıp da, bir kadında bulduğu şey nedir?Doktor ; Sevecenlik…



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...