Altın Bilek Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altın Bilek Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2014 Perşembe

[GKK Blog Tur] Kristen Middleton - Ateşli Dişler | Gece Gezginleri #1




Orijinal Adı: Blur
Türkçe Adı: Ateşli Dişler
Seri: Night Roamers #1
Yazar: Kristen Middleton
Çevirmen: Ruhiye Erulaş
Sayfa Sayısı: 205
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altınbilek Yayınları
Tür: Fantastik | Paranormal | Genç-Yetişkin
Satın Almak İçin: D&R | OkuOku

Ondan uzak duramıyordu, bu elinde değildi... Onu ilk gördüğü andan beri adeta etkisi altına girmişti. Buz mavisi gözlerinden, tıpkı bir karamel gibi kokan teninden ve onu baştan çıkartan dokunuşlarından uzak duramıyordu... Öte yandan Duchan, ona âşık olduğunu söylemişti, o da; hayatında ilk kez bir erkekten hoşlanmıştı ve daha yeni çıkmaya başlamışlardı, bu hiç de âdil değildi...
California'dan taşınma fikri Nikki'yi huzursuz etmişti, yeni okul, yeni iş, yeni arkadaşlar tüm bunlara alışmak zaman alacaktı... Kalacakları evi gördüğünde tüm hisleri tersine dönmeye başladı...Muhteşem göl manzaralı evlerinde kendine ait bir jakuzisi bile vardı... İkizi Nathan da halinden çok memnun görünüyordu. California'da bıraktığı eski sevgilisini, burada gördüğü kızlardan sonra zihninin en derin köşesine itmişti.
Ama çok geçmeden işler tersine dönmeye başlamış, göl kenarında bir ceset bulunmuş, ilk kez gördükleri garson kız, Nikky'nin eline gizlice bir kâğıt tutuşturmuştu... Kâğıtta şu yazıyordu: Geceleri kapınızı kilitleyin ve evinize yabancıları almayın...
Bu not ne anlama geliyordu? Kasabada üst üste cesetler bulunmaya devam ederken, karşı koyamadığı şehvetli aşk da Nikky'yi esir almaya başlamıştı.
Gece Gezginleri serisinin ilk kitabı olan ATEŞLİ DİŞLER, size gizem ve aşk dolu bir maceranın kapılarını açıyor.
Bu çağrıya kulak verin...

Hiç vampirli kitap okumamış biri ile karşı karşıya olduğunuzdan bu kitap ile yok Alacakaranlık, yok Vampir Günlükler kıyaslaması yapamıcam maalesef. Ama bildiğim bir şey var ki yazarın tam bir gıcık olduğu.
Neden mi? Çünkü kadın resmen çıldırmış. Kısacık bir kitap yazmış 180 sayfası gayet normal seyirde ilerliyor son 20 sayfa da aha ekşın başladı diyorsun ki aaa kitap bitmiş.

25 Haziran 2014 Çarşamba

GKK Okuma Etkinliği #3 : David Kessler - Kim Olduğunu Biliyorum | Alex Sedaka #1




Orijinal Adı: Mercy
Türkçe Adı: Kim Olduğunu Biliyorum
Seri: Alex Sedaka #1
Yazar: David Kessler
Çevirmen: Zuhal İnal Baycılı
Sayfa Sayısı: 408
Basım Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Gizem, Polisiye, Gerilim
Satın Almak İçin: D&R | Oku Oku




Ölüm cezası istemiyle yargılanan Chuck Burrow'un annesi, California valisine, oğlunun idam cezasının kaldırılması için son bir şans verilmesi konusunda ısrar eder. Avukat Alex Sedaka, vali kendisine Bayan Burrow'un tavsiyesini dinleyeceğini bildirdiğinde çok şaşırır.
Bu sayede müvekkilini idamdan kurtarmak için eline mucizevi bir fırsat geçmiştir. Önünde sadece on beş saati vardır ve bu indirim hakkı için Burrow'un cesedi nereye gömdüğünü itiraf etmesi ve cesedin bulunması yeterlidir. Öte yandan Burrow masum olduğunda ısrar etmekte ve hatta kendisini ihbar edenin de sözde katili olduğu kızın ta kendisi olduğunu söylemektedir.
Sedaka, kendisini hem gerçeği açığa çıkarmak için iz peşinde, hem hukukun sınırlarını zorlamak için adalet mercilerinin arasında, hem de büyük bir kumpasın içinde bulur.
Mahkeme salonlarını, adalet sisteminin sorunlarını ve yanlışlarını anlatırken kurduğu akıl almaz öykülerle polisiye edebiyatta devleşen David Kessler ile tanışmaya hazır mısınız ?
John Grisham, Scott Turow, Harlen Coben gibi ustaların izinden giden yazar, her satırında devleşiyor…
Alex Sedaka, yeni kahramanınız olacak…
Bu ay kitap okumak benim için eziyete dönüştü resmen. Hani turlar etkinlikler olmasa kitap okumayacağım nerdeyse. O yüzden Kim Olduğunu Biliyorum da ay başında gelmesine rağmen yorum gününden bir gün önce okumaya zorla başladım ama bu konuda kitabın sonunda kendime inanılmaz kızdım. Nerdeyse bir aydır kütüphanemde muhteşem bir polisiye ve gizem kitabı varmış ve ben elimi bile sürmemişim. Evet yanlış duymadınız MUHTEŞEM BİR POLİSİYE ve GİZEM.

17 Nisan 2014 Perşembe

[GKK Blog Tur] Beatrice Harraden - Gece Geçen Gemiler || Kitap Yorumu





Orijinal Adı: Ships That Pass in the Night
Türkçe Adı: Gece Geçen Gemiler
Yazar: Beatrice Harraden
Çevirmen: Nil Çelebi
Sayfa Sayısı: 158
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Edebiyat , Aşk
Satın Almak İçin: D&R | Kitap Sihirbazı




Zihninizin derinliklerinde biriken umutsuzluğu, bir yaşama amacına nasıl dönüştürürsünüz?
Bernardine. Yüreğine savrulan gözyaşlarının boğuculuğuna direnen Bernardine. Umudunu, yaşama dair her şeyini savaşa kurban edecek olan ve yaşam savaşına, tepesinden cennete baktığı bir hastanenin bahçesinde, karanlık koridorlarında, müşahede odalarında devam edecek olan Bernardine. Tepeden gördüğü körfeze gelen gemilerde umudunu, yaşamının geri kalanını bulmayı ümitle bekleyen, bekledikçe içinde büyüyen hastalığın, kurtuluşunun tek yolu olduğunu bilen Bernardine. Bernardine sizi duygular arasında bir serüvene ve umudun gücünü hissetmeye davet ediyor. Bu kitabı asla unutmayacaksınız…

Öncelikle kitabın kapağına bayıldığımı söylemeliyim ve evet  beni ağlatan kitaplara bir yenisini eklemiş bulunuyoruz. Kitaba başlayıp ilerlediğim de hatta şöyle söyleyeyim sonlara yaklaşana dek, kitabın kapağındaki Boston Globe tarafından yapılan "Kalbinizi esir alacak sıra dışı bir aşk hikayesi..." yorumunu o kadar içerledim ki? Yazar öncelikle iki zıt karakterin nasıl birbirlerine aşık olabileceklerine dair kafa yorduruyor bize. Okurken acaba bunlar nasıl bir araya gelecek diye düşünüyorsunuz. En azından Hilal ile ben bu konuya çok kafa yorduk:D
Baş karakterimiz Bernardine dış dünyaya kendini nerdeyse tamamen kapatmış, gülmeyi bile unutmuş kendini çalışmaya vermiş bir kadındır. Hayatını işine adamış desem yeridir. Ancak Bernardine bir hastalanarak işten güçten elini ayağını çekerek Petershof'a bir rehabilitasyon merkezi tarzı bir yere geliyor. Ve geldiği ilk günden Huysuz Adam ile tartışarak onunla tanışıyor. Huysuz Adam yani Robert Allitsen kendini kitaplara ve fotoğraf çekmeye vermiş bir adamdır dışarıdan bakıldığında insanlarla anlaşamayan geçimsiz aksi bir adama benzese de aslında pamuk gibi kalbi vardır Robert'in ve bunu Bernardine ile beraber kitap boyunca keşfetmek gerçekten eğlenceliydi.
Hatta Huysuz Adam'ın Bernardine'e tatlı tatlı laf sokmaları , atışmaları dedim ki bu aşk değil eğlenceli bir dostluk romanı herhalde?
Taa ki Bernardine'in parası azalıp geldiği yere geri dönmeyi düşünene dek. Bernardine döneceğini Robert'a açıkladığında Robert ona borç vermeyi teklif edecek ancak Bernardine kimseden borç alamayacağını söyleyerek reddecek ve geri dönecektir. Ondan sonra Robert'ın Bernardine'e yazdığı mektup beni aldııııııııı götürdü. Bayağı bir uzaklara. Gözlerim doldu. O saf sevgiyi gördüm o satırlarda. Ve heyecanlandım Bernardine yerine ancak Robert mektup bittiğinde onu yollamak yerine yırtıp atmayı, duygularını içine gömmeyi tercih ettiğinde yıkıldım adeta. Yapma etme diye feryat edecektim az kalsın kitabın başında. Neyse ki Huysuz Adam bunu bir şekilde telafi etti diyebilirim. Sanırım diyebilirim. Yazar kitabın sonuna kadar sağ gösteriyor sonunu tahmin edeceğinizi zannediyorsunuz aslında bir bakıma da ediyorsunuz ama yazar kitabın sonunda öyle bir sol vuruyor ki darmadağın oluyorsunuz.
En azından ben oldum, içime dokunan bir kitap oldu gerçekten tek kelime ile ifade etmek istesem harikaydı der geçerim..
Alıntıları tur kapsamında Hilal paylaşacak olsa da en sevdiğim cümleyi paylaşmadan edemeyeceğim..


 "Sevgili Kadınım" dedi..
Kaliteli bir şiir kitabının içinde yaşamıyoruz. Düz yazı bir kitabın, ciltsiz basımı bizim yaşadığımız yer. Mantıklı ol. Diğer insanlar yüzünden canını sıkma.Onları eleştirme zahmetine bile girme; bu sadece sana dert olur.



Evet kitabımızın yurt dışı kapakları ise bunlar ve bana kalırsa en başarılı kapak Altın Bilek Yayınlarına ait olandır.

-15 - 21 Nisan Tur Takvimi-
15 Nisan ; Kitap + Yazar Tanıtımı
16 Nisan ; Okur Yazar | Kitap Yorumu + Tüberküloz nedir? 
17 Nisan ; Mavi Uçurum | Kitap Yorumu + Yabancı Kapaklar
18 Nisan ; Kitap Kokusu | Kitap Yorumu + Alıntılar
19 Nisan ; Bir Kitap Delisinin Günlüğü | Kitap Yorumu
20 Nisan ; Ejderha Camı | Kitap Yorumu + Şarkı Listesi
21 Nisan ; Vera'nın Rüya Kitaplığı | Kitap Yorumu



Destekleri için Altın Bilek Yayınlarına teşekkür ederim/z.

15 Nisan 2014 Salı

[GKK Blog Tur] Beatrice Harraden - Gece Geçen Gemiler | Kitap & Yazar Tanıtımı + Çekiliş



Orijinal Adı: Ships That Pass in the Night

Türkçe Adı: Gece Geçen Gemiler
Yazar: Beatrice Harraden
Çevirmen: Nil Çelebi
Sayfa Sayısı: 158
Basım Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Edebiyat , Aşk
Satın Almak İçinD&R | Kitap Sihirbazı



Zihninizin derinliklerinde biriken umutsuzluğu, bir yaşama amacına nasıl dönüştürürsünüz?Bernardine. Yüreğine savrulan gözyaşlarının boğuculuğuna direnen Bernardine. Umudunu, yaşama dair her şeyini savaşa kurban edecek olan ve yaşam savaşına, tepesinden cennete baktığı bir hastanenin bahçesinde, karanlık koridorlarında, müşahede odalarında devam edecek olan Bernardine. Tepeden gördüğü körfeze gelen gemilerde umudunu, yaşamının geri kalanını bulmayı ümitle bekleyen, bekledikçe içinde büyüyen hastalığın, kurtuluşunun tek yolu olduğunu bilen Bernardine. Bernardine sizi duygular arasında bir serüvene ve umudun gücünü hissetmeye davet ediyor. Bu kitabı asla unutmayacaksınız…


 Yazar , Beatrice Harraden 1864'de Hampstead, Londra'da doğmuştur.
Tüm Avrupa ve Amerika'yı dolaşmış , ilk romanı Gece Geçen Gemiler ile ünlenmiştir. Kadın haklarının sıkı bir savunucusudur. Bu konu ile ilgili çeşitli kuruluşlara katılmış ve onları desteklemiştir.
5 Mayıs 1936'da Barton on Sea'de vefat etmiştir.


10 Nisan 2014 Perşembe

GKK Okuma Etkinliği #1 ; Edith Wharton - Masumiyet Çağı | Yorum + Ön Okuma


Orijinal Adı: The Age of Innocence
Türkçe Adı: Masumiyet Çağı
Yazar: Edith Wharton
Sayfa Sayısı: 334
Basım Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Tür: Edebiyat, Aşk
Satın Almak İçin; D&R | Kitap Sihirbazı



Kendisini kıta Avrupa'sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa'dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı.
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu.
May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer'ın kalbi ise Madam Olenska'daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer'a duyduğu sevgiden...
Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti?
Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika'da da Avrupa'da da aşktı...
Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından biri olan Edith Wharton, aşkın masumiyetini anlatırken bu yoldaki her türlü gizli kapaklı işi kabul edilebilir sayan Amerikan toplumuna da eleştiri getirmekten alamıyor kendisini. Pulitzer Ödüllü bu romanı okurken May'in acısını yaşayacak, Archer için endişelenecek ve Madam Olenska'nın durumuna şaşıracaksınız.
20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli kadın yazarlarının başında gelen Edith Wharton, dünyadaki ününü Masumiyet Çağı adlı kitabına borçludur. Yayınlandığı andan itibaren artan bir şekilde ilgi görmüş olan bu kitap yazarına Pulitzer Edebiyat Ödülünü de kazanmıştır.

Evet ilk okuma etkinliğinin heyecanı bana ilk tur heyecanını hatırlattı. Ve o zaman ki telaşlarımızı hatırlıyorum da sanırım baya yol kat ettik.
Şöyle bir gerçek var ki kitap okumayı ne kadar çok seversem seveyim hep klasiklerden kaçan bir okuyucu oldum. Bu Türk edebiyatında da böyle oldu dünya edebiyatında da. Okumaya çalışırken sanki hiç bitmeyecekmiş de beni bitirecekmiş gibi hissederim. Dürüst olmak gerekirse Masumiyet Çağı'nın ilk sayfaları da beni biraz o duyguya sürükledi. Ama ! Ama! Ama! Bazen sabretmek hayırlı bir iş olabiliyor ki bende sabredip ilk sayfaları geçtikten sonra çok güzel bir kitap beni bekliyordu.

Kitabın konusuna gelirsek ; aslına bakarsak kitap bir aşk üçgeni etrafında şekilleniyor ama bu öyle sıradan bir aşk üçgeni değil. Şöyle ki yaşanan olaylar günümüz New York'un da yaşansaydı her şey öylesine sıradan olurdu ki ancaaaaaaaaaak bundan  seneler önceki New York'u düşünün üstelik o New York'un soylu ailelerinden birilerine mensup olduğunuzu düşünün işte o zaman işler biraz karışıyor.
Şöyle ki baş karakter diyebileceğim beyefendi Newland Archer, esas kızımız May Wallend ile hayatını birleştirmeye karar verir ve nişanlanırlar. Üstelik ikisi de dışarıdan bakıldığında dünyanın en mutlu insanları gibi gözükmektedir. Ve bu mutluluklarını nişanlandıklarını yakın çevrelerine duyurarak ikiye katlamayı planladıkları dönemde Kontes Olenska (kendisi esas kızımızın kuzeni olur aynı zamanda) Avrupa'dan çıkar gelir.Üstelik öyle alelade bir ziyarete de gelmiş değildir Ellen yani Kontesimiz kocası ile boşanmaya kadar varacak sorunlar yaşamaktadır. Ancak yorumun başında da dediğim gibi o dönemin New York'un da, sıkı kurallar ve ELALEM NE DER?! kafası yaşandığından 'boşanma' eylemi o zamanlarda hoş karşılanan bir durum değildi. Ve karşılanmadı da, Ellen sosyetenin dedikodu kazanına düştü ve kötü kadın ilan edildi.

Bu durumda Kontes Olenska'nın tüm yakınları ona boşanmanın yanlış olduğunu ve vazgeçmesini söyler ve bu yakınlar listesine trajikomik şekilde Newland Archer da dahil olur. Newland belli belirsiz sıklıklarla ziyaret edip boşanmasının yanlış olduğunu ve kaybedeceklerini sürekli kadına empoze eder. Yaptığı işte de başarılı olur ve Ellen'i boşanmaktan vazgeçirir. Ancak bu verdirdiği karar tabir-i cazise ikisinin de ipini çeker. Çünkü Newland, Ellen'a aşık olmuştur ancak artık bazı şeylerin geri dönüşü yoktur. Yapılan seçimler, vazgeçilen ve vazgeçilmeyen şeyler ve tüm bunların sonuçlarını kitabı  okuyarak öğreneceksiniz elbette.

Ancak söylemden edemeyeceğim kesinlikle kitapta en sinir olduğun karakter Newland Acher'dı. Hayatımda bu kadar gel-gitlere sahip uyuz bir karakter daha görmedim ben.

Desteklerinden dolayı Altın Bilek Yayınları'n a teşekkür ederim/z.


Ön Okuma:


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...