12 Kasım 2013 Salı

Ahmet Altan - En Uzun Gece || Kitap Yorumu

Kitabın Adı: En Uzun Gece
Yazarın Adı: Ahmet Altan
Sayfa Sayısı: 320
Basım Yılı: 2005
Dili: Türkçe
Yayınevi: Alkım Yayınevi




Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın.
Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibisevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.
Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir
köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan
bir ilişki.
Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından
bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık.
İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku.
Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat.
Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:
"Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?"

Kitap inceydi ancak 4 günde bitti. Konusu vs kesinlikle kötü değildi ama nasıl desem içime çok dokundu sindirmem zaman aldı okurken. 
Kitap adını baş kahramanı olan Yelda'dan alıyor. Olay genel olarak Yelda ve Selim'in ilişkilerini anlatıyor. Yelda kendine en çokta zekasına çok güvenen bir kadın. Yaşadığı ailenin tek kızı ve abilerinin arasından sıyrılmak için sürekli çalışan biri. Hayatına almak istediği adamda zeka olarak kendine eş biri olsun derken Selim ile tanışıyor. Onun duruşundan, zekasından hoşlanıyor ve bir ilişkiye başlıyor. Biraz çarpık bir ilişki diyebilirim. Okuyunca sizde anlayacaksınız zaten. Yelda bir yerden sonra Selim'e öyle bir bağlanıyor ki gözü ondan başlasını görmeyecek, onsuz nefes alamayacak hale geliyor. Saplantılı bir aşk demek yerinde olur. Selim de Yelda'yı seviyor ancak ilginç bir şekilde sevgisini göstermekten çekinen bir adam, duygularını dile getiremeyen aşkını da nefretini de içinde yaşayan biri. Aslına işlerin bu kadar sarpa sarmasına sebep olan da bu durum. Selim, Yelda'yı aldatıp yakalanıyor ve onu affedemeyeceğini anlayarak onu terk ediyor ve bir çalışma grubuna katılarak Güneydoğu'ya töre cinayetlerini araştırmaya gider ve bundan itibaren Yelda'nın hayatı bambaşka bir boyuta taşınır. Selim'i unutma çabaları , iş arkadaş ilişkileri derken her şey bambaşka bir hal alır. Yer yer duygularıma tercüman olan Yelda'yı bazen öldürmek istedim. Böyle kaprisli böyle kıskanç bir kadın olabilir mi? Evet olabilirmiş. Her ne kadar bu aşk döngüsü devam ederken bir yandan da Güneydoğu'da olan töre cinayetlerine bir pencereden bakıyoruz ki yürekleri dağlayan, insanın içine oturan olaylar görüyoruz. Yelda burada 12 yaşında bir çocukla tanışıyor Heja, onu daha ilk gördüğü andan itibaren çok seviyor.Heja daha 12 yaşında abilerini töreye kurban vermiş ve evlat acısında konuşmayı unutmuş annesiyle yaşayan bir çocuk. Yelda onun masumiyetini öylesine seviyor ki İstanbul'a dönerken onuda yanına almayı düşünüyor hatta bırakmak istemezse annesini bile götürmeyi düşünüyordu. Ancak Heja kuryelik yapıyor şüphesiyle teröristler tarafından öldürülüyor. Kitabın burasında hıçkırarak ağladım. Yelda bunun üzerine Selim'i arayıp Heja'nın öldüğünü söylüyor ve Selim Yelda'ya geri dönmesini istiyor ancak Yelda arkadaşlarını bırakıp dönemeyeceğini söylüyor ve Selim o halde ben geliyorum diyerek Yelda'nın yanına gelme kararı alıyor. Bundan sonra beni şoke etti diyebilirim Kitabın sonu hiç beklediğim gibi olmadı. Yelda'nın çalışma turunda yaşadıklarını ve yaptıklarına hiç girmedim Heja kısmı hariç çünkü okuyun. İlk sayfalarda betimlemelerden sıkılsam da daha sonra o betimlemeler sayesinde tüm duyguyu içimde hissettim. Biraz can yakan bir romandı En Uzun Gece..


Altı Çizili Cümleler:

  1. Boynunun kokusu hala burnumda, biliyor musun?
  2. Hayatıma nasıl bir zamanda girdiysen, nasıl özel bir zamana denk geldiysen anlayamadığım bir şekilde içime fresk gibi kazındın, seni oradan çıkarmak için benim bütün varlığımı yok etmek gerekecek.
  3. "Aslında hata yaptığımı biliyorum" demişti, " ama seninle hata yapmamak mümkün değil."
  4. Seni bu yüzden affetmeyeceğim, bunca mutsuzluğun içinde hep benim mutluluk hayalimi ayakta tuttuğun için, o hayal yıkılsaydı daha çabuk kurtulabilirdim ama buna hiç izin vermedin.
  5. Bir ilişkinin cesedini taşıyorum sırtımda.
  6. Onu kimseyi sevmediğim gibi sevdim. Nasıl olduysa onu çok derinlerimde bir yere yerleştirdim. Biri ona dokunduğunda, benim varlığımın özüne yada o öze çok yakın bir yere dokunuyor. Onun için böyle dengem alt üst oluyor.
  7. "Ne tuhaf ilişki," dedi kendi kendine, "hiç bitmiyor, hem bizi öldürüyor, hem bizi diriltiyor.

2 yorum:

  1. Hüzünlü, etkileyici, çarpıcı bir roman. 6-7 sene önce okumuş olmama rağmen bütün olay örgüsü, karakterler aklımda.. En son sayfalarda o kadar kaptırmışım ki hıçkırıklara boğuldum. şimdi bu yazıyı okuyunca tekrar okuma isteği aldı beni..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cidden güzel bir romandı. İnsanı etkileyen, sarsan bir konu. Sonlarda bende çok ağladım ne yalan söyleyim. Hatta en sonda evde misafir olmasa baya ağlardım:/

      Sil

Yorum için teşekkürler..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...