18 Temmuz 2013 Perşembe

Tess Gerritsen - Bıçak Sırtı || Kitap Yorumu

Bıçak Sırtı

Hangisi daha korkunç?
Sevdiğiniz birini mi kaybetmek, yoksa uğruna her şeyden vazgeçmeye hazır olduğunuz hayallerinizi mi?
Mesleğinin henüz başlarında, genç bir doktor olmasına rağmen başarılarla dolu, kusursuz bir sicile sahip olan Kate, en son girdiği ameliyattan hem sevdiği bir insanı hem de gelecek hayallerini masada bırakarak çıkar. Sorunsuz olması beklenen ameliyat, anlaşılmaz bir şekilde tam bir kâbusa dönüşmüştür ve önce hastanın yakınları, sonra da hastane yönetimi bu kâbustan Katei sorumlu tutmaktadır. Öte yandan, bütün bunlardan habersiz ortaya çıkan bir katil, elinde bir liste, hastane personelini teker teker avlamaya başlar ve onu gören, elinden kurtulan tek insan olarak Kate bu listenin en tepesinde yer almaktadır.
Bütün oklar ona çevrilmişken, bütün deliller ve zaman onun aleyhine işlerken Kate, hem ensesinde nefesini hissettiği acımasız bir katilden kaçmak hem de kaybetmeye mahkum göründüğü bir davayı çözüme ulaştırmak zorundadır.
"Gerilim, macera ve tutkunun harika bir karışımı."
Romantic Times
"Tess Gerritsen hepimizin başucu yazarlarından biri."
Stephen King
"Gerritsenin romanlarında bağımlılık yaratan bir şeyler var… Gözlerinizi sayfadan ayıramıyorsunuz; akıp gidiyor. Vakit gece yarısını geçip sabaha dönmesine, içinizin ürpermesine, tüylerinizin diken diken olmasına aldırmadan okuyorsunuz."
Maine Sunday Telegram
"Gerritsen hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir roman… Yeni okurların bu heyecanı keşfetmesi için iyi bir fırsat."
Booklist
"Sizi her zaman soluksuz bırakmayı başaran Tess Gerritsenden muhteşem bir roman."
The Philadelphia Inquirer
"Gizemler ardına saklanmış, korkutucu ve çekişmeli bir mücadele."
Kirkus


Sayfa Sayısı400
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Martı Yayınları


Söyleyebileceğim en önemli şey kitabın nasıl bittiğini anlayamadığım. Heyecan hep doruktaydı. Kitabı elimden bırakmak hiç istemedim ki 2 günde de bitirdim zaten. Tess ablanın adını sanını bir çok kere duymama rağmen hiç okumamıştım üstelik gerilim, polisiye tarzını çok sevmeme rağmen. Yani Bıçak Sırtı okuduğum ilk Tess Gerritsen kitabı oldu. Kitabı bitirir bitirmez 5 kitabını daha aldığım doğrudur. Öyle sevdim yazarın uslubunu.


Kitaba gelirsek; Kate mesleğinin başında ve başarılı bir anestezi hemşiresidir. Bir arkadaşının basit bir ameliyatında görevidir ve işler o ameliyatta Ellen'in ölmesi ile çığrından çıkar. Görünürde ölümün sorumlusu Kate gibi görünse de gerçek bambaşkadır. Gerilim, heyecan ve aşka dair her şey bol bol var. Çok doyurucu bir kitaptı gerçekten şiddetle tavsiye edebilirim.

Katilin kim olduğunu söyleyiip kitabı piç etmeyeceğim ancak tahmin etmesi o kadar güç ki. Kitap ters köşe yaparak şaşırtıyor.

Puanım:5/4


Altı çizili cümleler:

''Zaman alıyor... 
İyileşmek,unutmak zaman alıyor.'' 
Bense şöyle diyorum onlara :
Bu iyileşme kayıtsızlık ve unutkanlıkta yatmaz
Onun yattığı yer
Senin hatıralarındır.
Denizin tenindeki kokusudur;
Kumda bıraktığın küçük,kusursuz ayak izlerindir.
Sona eriş diye bir şeyin olmadığının anımsanmasıdır.
Ve sen burada,şimdi ve her zaman,denizin yanı başında yatarsın.
Aç gözlerini.Dokun bana.
Güneş parmaklarının ucunda.
İşte iyileştim.
İyileştim.


Dipnot: Resim alıntı çünkü telefonum yok artık.





4 Temmuz 2013 Perşembe

Deniz Özturhan - Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği || Kitap Yorumu


Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği 
Erkeklere harcadığım vakti ilime yatırsaydım mutfak aletleriyle atomu parcalamıştım"Kapakataki kız guzel değil mi?
O ben değilim, halamın kızı Asuman. 23 yaşında, pabuç gibi bir dili,ampul gibi cicikleri var. Arada etini burasım geliyor, öyle bir asi.Neyse ki konumuz Asuman değil.Bu kitapta "erkekleri cezbetmenin 55 yolu"nu bulacağını sanırsan yanılırsın bacım.Ama sana "erkekten önemli 55 şey" sayacağımdan şüphen olmasın. Şimdi "bacım" hitabım yuzunden, "Kalkın gidelim beyler, burada az sonra ağda muhabbeti yapılacak," diye silkinen beyler, az durunuz. İkinci bölumde size özel, kadınların çok da gizli olmayan dünyasına ilişkin, her evde denenesi öğretilerimizi derledik.
Tüm bu cinsi munasebetsizlikler kılavuzunun yanı sıra, güncele parmak basmaktan da geri durmuş değiliz. "Memleket nereye gidiyor? Biri cepten arayıp sorsun. Dönerken yoğurt alsın," tarzı sosyal içeriklerimiz de mevcut. Bir anarşi, bir isyeaan, bir ikrah ki sormayın gitsin.
Velhasıl, Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği, KLBHE ekibi tarafından ıssız bir adada gerçekleştirilen deneyler sonucunda ortaya çıkan somut verilerden derlenmiş, eşsiz, bilimsel ama bir o kadar mistik bir kitaptır.
Çekirdek gibi okunur, yetmez, dişinize yapışıp hayatınıza macera katar.
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Sayfa 6
-
Kitapçıda gezerken adının beni cezbetmesi ile edindiğim bir kitap oldu kendisi. Günlük bir dille yazılmış tam plajda okumalık bir yaz kitabı diyebilirim. Edebi değeri yok gibi ama eğlenmek için birebir. Hep Oğuz Atay okuyacak halimiz yok neticede.
Neyse kitaba gelecek olursak geneli kadın erkek ilişkileri üzerine oluşmakta. Tavsiyeler, edinilmiş tecrubeler vs.
Kitabın yazarı Deniz Özturhan aynı zamanda bir blog yazarı.
Sayfasını incelemek için tıklayınız.


Puanım: 5/2
Altı Çizili Cümleler:




3 Temmuz 2013 Çarşamba

Dan Brown - Cehennem || Kitap Yorumu

Cehennem - Inferno
Harvard Üniversitesi Simge bilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks’un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır. Simge bilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa’nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır... 
.. Diz çök kutsal bilgeliğin yaldızlı mouseion’unda ve kulağını yere daya, dinle suyun şırıltısını. 
Batık sarayın derinliklerine in, orada, karanlığın içinde bekler khtonik canavar kan kırmızısı sularına gömülmüştür lagünün ki yansıtmaz yıldızları... 
... Dan Brown, dünyanın birçok ülkesinde çok satanlar listesine giren; Kayıp Sembol, Melekler ve Şeytanlar, İhanet Noktası ve Dijital Kale gibi kitaplarının yanı sıra tüm zamanların en çok okunan romanlarından biri olan Da Vinci Şifresi’nin yazarıdır. New England’da eşi ile birlikte yaşamaktadır.
Ciltli (Sert Kapak): 
Sayfa Sayısı: 576
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Altın Kitaplar

Uzun zamandır blogta yazı yazamıyorum gezi olayları bir girdi araya sonra da ben saldım gitti baya. Şimdi yazmadığım süre içerisin de okuduğum kitapları zaman buldukça yazıcam. Evde nerdeyse her Dan Brown kitabı olmasına rağmen hiçbirine elim gitmedi bugüne dek. Cehennem okuduğum ilk Dan Brown kitabı oldu. Şimdi en kısa sürede diğerlerini de okuyacağım. İnstagramda ve birçok sosyal ağda bulunan kitap kardeşliği haziran ayında Cehennem'i seçince çok ilgi uyandıran kitap oldeuğundan seve seve dahil olduğum bir ay oldu.
Kitap inanılmaz sürükleyiciydi. İçinde bir kaç tane ters köşe vardı insanın ummadığı gibi gelişen olaylar vs. Kitabı elimden bıkraktığımda bile aklım onda kaldı. Hem bitmesin isteyip hemde sonunu merak ettiğim için sürekli okuduğum bir kitaptı.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Puanım: 5/5

Altı Çizili Cümleler:



14 Mayıs 2013 Salı

Film Önerisi #2 : Aşka Yükseliş



29 Mart 2013
2010 - İspanya
Dram ,  Romantik
118 Dak.
Maria Valverde ,  Mario Casas ,  Nerea Camacho ,  Diego Martín , Cristina Plazas
Ramón Salazar ,  Federico Moccia
Álex Pina ,  Francisco Ramos
Three Meters Above The Sky

Film Özeti
İlk tanıştıkları birbirlerinden nefret eden ikili, zamanla karşı koyamadıkları bir çekimle birbirlerine tutulurlar. Her ikisi de hayatta ilk kez gerçek aşkı ve bağlanmayı yaşarlar. Ailelerinin ve çevrelerinin tüm karşı koymalarına rağmen.

2010 yapımı olmasına rağmen sevgili ülkemizde bu sene vizyona girmiş mükemmel ötesi film. 'En büyük aşklar nefretle başlar.' atasözünün filme dökülmüş hali diyebilirim. Bir film sitesinde rastgele denk gelip açtım ama hayatımın filmi olmaya adaydır. Bir nefretin aşka dönüşünü, aslında insanın acıyla bambaşka birine dönüşebileceğini, kötü görünenin her zaman kötü olmadığını görüyorsunuz filmde. Bir aşkın bir adamı nasıl baştan aşağı değiştiğini. Sadece aşk değil, macera da var filmde. Motor yarışları, kavgalar vs 3 partta eğlenip son partta ise ağlamaktan helak oluyorsunuz. Filmin sonunda herkes başka bir yola sapıyor, ipler kopuyor. Sonunda çok ağladım. Zaten bende huydur ne zaman gece film izlemek istesem gider beni darmadağın edecek bir film bulurum.
Bu arada baş roldeki çocuğa aşık olmamak mümkün değil :)
Filmin 2.'si de çıkmış. Bugün izlicem, 2. filmler genellikle çıkar amaçlı olduklarından kötü olur ama umarım bu öyle olmaz.

Puanım: 5/4.5
Filmden

































8 Mayıs 2013 Çarşamba

Antoine De Saint-Exupery - Küçük Prens || Kitap Yorumu



Yazar: Antoine de Saint-Exupéry
Yayınevi: Mavibulut
Yayın Yılı: 2000
21. basım / Mart 2012 
96 sayfa

Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York’ta bir otel odasında yazılan Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana milyonlarca insanın kalbini fethetmeye devam ediyor. Küçük Prens’in yaşadıklarını anlıyor, kırgınlıklarına üzülüyor, söylediklerine hak veriyoruz. Gezegenindeki çiçeğiyle pek anlaşamadığı için biraz uzaklaşmaya karar veren, yolculuğu sırasında Dünya’ya da uğrayan Küçük Prens Sahra Çölü’nde bir pilotla karşılaşır. İşte olan biteni de bu pilot anlatır bize. Kimdir Küçük Prens, neden sürekli sorular sorar, çiçeğiyle neden anlaşamamıştır, gittiği diğer gezegenlerde kimlerle karşılaşmıştır ve neler öğrenmiştir? Bu öyküyü dinlerken Küçük Prens’in yaşadıkları ve öğrendikleri sayesinde hayatımıza tekrar bakıyoruz ve yaşamı anlamlandırmada ‘ne kadar da büyüdüğümüzü” görüyoruz. Küçük Prens’in de dediği gibi “Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten.” (tanıtım yazısından)

Blogta okuduğum kitap Sana Gül Bahçesi Vadetmedim gözükse de ben ona bir es verip Küçük Prens'e el attım. Her ne kadar çocuk kitabı diye geçse de benim Küçük Prens ile ilk tanışmamdı. Daha önce okumadığım için kendimden utandım resmen. Aslında içimdeki çocuğun öldüğünü düşünürdüm uzun zamandır yaşadıklarımdan sebep. Ama Küçük Prens içimde bir yerler de hala çocuk olduğumu hissettirdi bana. Herkesin bir kere okuması gereken bir kitap gerçekten zaten bir kere okuduğunuz da birkaç kere okuma isteği doğuyor insanın içinde.

Yetişkin bir insan ile bir çocuğun dünyaya nasıl farklı baktığını açıkça görüyorsunuz. Ve bir çocuğun nasıl masum olduğunu. Çok sevdim ben Küçük Prens'i. İyi ki tanışımışız.

Puanım: 5/5

Altı Çizili Cümleler:




























1 Mayıs 2013 Çarşamba

Film Önerisi #1 : Now Is Good




05 Nisan 2013
2012 - ABD
Dram
103 Dak.
Ol Parker
Dakota Fanning ,  Kaya Scodelario ,  Jeremy ırvine ,  Olivia Williams,  Paddy Considine
Jenny Downham ,  Ol Parker
Graham Broadbent

Film Özeti
Tessa Scott (Dakota Fannig), lösemi hastalığına yakalanmış, gördüğü dört yıllık kemoterapi tedavisinin ardından doktorlar tarafından iyileşemeyeceği yönünde teşhis konulmuş gencecik bir kadındır. Ölümü kabullenen çaresiz Tessa son günlerini hastanede tedavi olarak ya da acı çekerek geçirmeyi istemez. Bu süreci sevdikleriyle birlikte olabileceği hayat dolu anlarla değerlendirmeye karar veren genç kadın ölmeden önce yapmak istediklerini sıraladığı bir liste hazırlamaya koyulur, Adam (Jeremy Irvine) adlı genç bir çocuk Tessa'ya bu zor günlerinde destek olurken listeyi tamamlamasına da yardım eder. 
#
Daha 17 yaşında hayatın sonuna geliyorsun. Ve uzun bir ömrü kısa bir zamana sığdırmak için bir liste yapıyorsun. Sorunlu bir ailen var ve tek isteğin 'gerçekten sevilmek'.
Bu kötü hikayenin en güzel kısmı ise bu kısa yolculukta yalnız değilsin.
İnsanı derinden sarsan, çok ağlatan zırlatan bir filmdi gerçekten.
Bir kaç kez izlenecek filmlerden.

Puanım:5/4




















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...